Nafaka için kanunda sabit bir tarife, herkes için geçerli bir yüzde veya otomatik hesaplama formülü yoktur. Mahkeme; talep edilen nafakanın türünü, nafaka alacaklısının korunmaya değer ihtiyacını, ödeme yükümlüsünün gerçek mali gücünü ve olayın diğer özelliklerini birlikte değerlendirir. Bu nedenle yalnızca bordrodaki maaşa ya da yalnızca talep edilen rakama bakılarak karar verilmez.
Nafaka miktarını tartışmadan önce hangi nafakanın söz konusu olduğunu belirlemek gerekir. Boşanma davası sırasında eş ve çocuk için hükmedilebilen tedbir nafakası, boşanma sonrasındaki yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası aynı amaca hizmet etmez. Ergin olup eğitimi süren çocuğun talebi veya yardım nafakası da ayrı hükümlere dayanabilir. Her türün şartları ve dikkate alınan ihtiyaçlar farklıdır.
Yoksulluk nafakasında temel denge
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için nafaka isteyebilir. Ödeme yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir; fakat ödeme miktarı onun mali gücüyle sınırlıdır. Bu iki unsur, miktar incelemesinin merkezindedir: boşanmanın talep eden tarafın yaşamını yoksulluk düzeyine indirip indirmediği ve diğer tarafın ne ölçüde ödeme yapabileceği.
Mahkeme, evlilik sırasındaki yaşam düzeyini aynen ve süresiz biçimde garanti eden bir ödeme belirlemez. Bununla birlikte barınma, beslenme, ulaşım, sağlık ve benzeri zorunlu giderlerin güncel karşılığı önem taşır. Talep edenin geliri bulunması da tek başına nafakayı dışlamaz; gelirin düzenli olup olmadığı ve temel geçimi karşılayıp karşılamadığı incelenir. Buna karşılık yeterli ve sürekli gelir, malvarlığı geliri veya çalışma kapasitesinin somut koşulları miktarı azaltabilir ya da yoksulluk şartının hiç oluşmadığı sonucuna götürebilir.
4 Haziran 2026 tarihli AYM kararı bugün ne ifade ediyor?
Anayasa Mahkemesi, E.2025/156 sayılı dosyada TMK’nın 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026 tarihinde iptal etti ve iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu karar yoksulluk nafakası kurumunun tamamını, iştirak nafakasını veya tedbir nafakasını kaldırmış değildir.
Bu yazının güncellendiği 19 Temmuz 2026 tarihinde gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlandığına ilişkin resmî bir kayıt bulunmadığından, iptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiştir. Dolayısıyla mahkemeler mevcut 175. maddeyi ve 176. maddede yer alan sona erme, kaldırma, artırma ve azaltma kurallarını uygulamayı sürdürür. Gerekçeli karar yayımlandığında dokuz aylık sürenin başlangıcı ve yapılabilecek yeni kanuni düzenleme ayrıca izlenmelidir. Bugün için “yoksulluk nafakası tamamen kalktı” veya “mevcut bütün nafakalar kendiliğinden sona erdi” sonucu çıkarılamaz.
Çocuk için iştirak nafakası nasıl belirlenir?
Çocuk bakımından ölçüt daha farklıdır. TMK’nın 182. maddesi, velayeti kullanmayan eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasını öngörür. 330. madde ise miktar belirlenirken çocuğun ihtiyaçlarıyla ana ve babanın hayat koşullarının, ödeme güçlerinin ve çocuğun varsa gelirlerinin dikkate alınacağını açıkça düzenler.
Çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim kademesi, okul ve servis giderleri, barınma ve beslenme ihtiyacı, düzenli sosyal faaliyetleri ile özel bakım gereksinimi somutlaştırılmalıdır. Özel okul veya olağan dışı bir giderin varlığı, giderin gerçekten yapıldığını ve aile koşullarıyla bağlantısını gösteren belgelerle değerlendirilir. Çocukla birlikte yaşayan ebeveynin bakım emeği de bir katkı biçimidir; giderlere katılma yalnızca nakit ödemeden ibaret değildir.
Her iki ebeveynin ekonomik durumu birlikte ele alınır. Bir ebeveynin yüksek gelirli olması diğerinin kanuni katılma borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak katkının oranını etkileyebilir. Çocuğun üstün yararı belirleyicidir, fakat hükmedilecek tutar ödeme yükümlüsünün fiilî gücünden kopuk olamaz.
Gelir kadar gerçek ödeme gücü de önemlidir
Mali güç yalnızca aylık ücret bordrosundan ibaret değildir. Düzenli ücret ve primler, serbest meslek veya ticari faaliyet geliri, kira ve yatırım gelirleri, taşınır ve taşınmaz malvarlığı, yaşam standardını gösteren harcamalar, devamlı borçlar ve bakmakla yükümlü olunan başka kişiler değerlendirmede rol oynayabilir.
Kayıtlı gelirin düşük görünmesi mahkemeyi her durumda bu rakamla bağlı kılmaz. Gelir ile yaşam biçimi arasında belirgin bir uyumsuzluk varsa tapu, araç, şirket, vergi ve sosyal güvenlik kayıtları gibi nesnel veriler önem kazanır. Öte yandan malvarlığı bulunması, o malın hemen gelir ürettiği anlamına gelmez. Taşınmazın niteliği, üzerindeki yükler ve fiilen gelir getirip getirmediği ayrıca incelenir.
Borçlar bakımından da aynı ayrım geçerlidir. Zorunlu ve düzenli giderler ile uyuşmazlık çıktıktan sonra oluşturulan veya yaşam standardıyla bağdaşmayan borçlar aynı ağırlıkta değerlendirilmeyebilir. Mahkemenin amacı kâğıt üzerindeki net geliri mekanik biçimde bölmek değil, tarafların ekonomik tablosunu gerçekçi biçimde kurmaktır.
Hangi belgeler miktarı görünür hâle getirir?
Nafaka dosyasında soyut “gelirim yok” veya “giderim çok” beyanı çoğu zaman yeterli bir tablo sunmaz. İddianın niteliğine göre şu kayıtlar yararlı olabilir:
- Ücret bordrosu, SGK kaydı, vergi beyannamesi ve şirket ortaklık bilgileri
- Tapu ve araç kayıtları ile kira sözleşmeleri
- Çocuğun okul, servis, sağlık, bakım ve düzenli faaliyet giderleri
- Kira, aidat ve temel yaşam giderlerini gösteren belgeler
- Sürekli hastalık veya özel bakım ihtiyacını açıklayan sağlık belgeleri
- Düzenli kredi ve icra ödemeleri gibi gerçek yükümlülükler
Mahkeme gerekli ekonomik ve sosyal durum araştırmasını yaptırabilir; taraflar da dayandıkları olguları süresinde ve mümkün olduğunca belgeyle ortaya koymalıdır. Bir belgenin dosyada bulunması, içindeki her harcamanın zorunlu veya makul kabul edileceği anlamına gelmez. Belgenin dönem, kişi ve uyuşmazlıkla ilişkisi ayrıca değerlendirilir.
Kusur, çalışma gücü ve yeni aile düzeni
Yoksulluk nafakasında nafaka isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması kanuni şarttır. Bu şart, “kusur yüzdesine göre nafaka hesabı” yapıldığı anlamına gelmez. Kusur önce nafaka hakkının doğup doğmadığı yönünden önem taşır; miktar ise esas olarak ihtiyaç ve mali güç dengesi üzerinden belirlenir.
Çalışabilecek durumda olmak da otomatik olarak gelir sahibi olmakla aynı değildir. Yaş, eğitim, mesleki geçmiş, sağlık, iş piyasasına fiilî erişim ve çocuk bakım yükü birlikte ele alınabilir. Kişinin çalışmaktan bilinçli biçimde kaçındığı ileri sürülüyorsa bu iddianın somut olgularla desteklenmesi gerekir.
Ödeme yükümlüsünün yeniden evlenmesi veya başka çocuklarının bulunması önceki nafaka borcunu kendiliğinden sona erdirmez. Bununla birlikte gerçekten değişen bakım yükümlülükleri ve mali koşullar, bütün ilgililerin hakları arasında denge kurulurken dikkate alınabilir.
Enflasyon artışı otomatik midir?
Mahkeme, istem varsa irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini kararda belirleyebilir. Uygulamada belirli bir endekse bağlı artış kararı verilmesi mümkündür; ancak kanun bütün nafakalar için kendiliğinden uygulanan tek bir artış oranı koymaz. Hükümde artış düzenlemesi yoksa nafaka alacaklısı, koşullar değiştiğinde artırma talebinde bulunabilir.
TMK’nın 176. maddesi tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat biçimindeki yoksulluk nafakasının artırılmasına ya da azaltılmasına imkân tanır. Çocuk nafakasında da 331. madde, durum değiştiğinde miktarın yeniden belirlenebileceğini veya nafakanın kaldırılabileceğini düzenler. Gelirde ciddi düşüş, çocuğun eğitim giderlerinin artması, yeni bir sağlık ihtiyacı ya da yoksulluğun ortadan kalkması bu incelemeyi gündeme getirebilir. Sonuç geçmişteki tutarın düşük ya da yüksek görünmesine değil, güncel koşulların ispatına bağlıdır.
Sonuç
Nafaka miktarı bir maaş yüzdesiyle değil, nafakanın türüne özgü şartlar ve somut ekonomik verilerle belirlenir. Yoksulluk nafakasında talep edenin geçim ihtiyacı ile diğer tarafın mali gücü; iştirak nafakasında ise çocuğun ihtiyaçları, her iki ebeveynin koşulları ve çocuğun üstün yararı öne çıkar. Sağlıklı bir değerlendirme için gelir kadar giderlerin, malvarlığının, bakım yükümlülüklerinin ve zaman içinde meydana gelen değişikliklerin de görünür kılınması gerekir.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
