Düğünde takılan her ziynet eşyasının otomatik olarak kadına ait olduğu yönündeki eski ve genelleyici kabul, güncel uyuşmazlıklar için tek başına yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 4 Nisan 2024 tarihli kararı, önce tarafların anlaşmasına, sonra ispatlanan yerel âdete ve bunlar yoksa eşyanın kime verildiğine bakılan daha ayrıntılı bir yaklaşım ortaya koymuştur. Her dosyada ziynetin türü, takılma biçimi ve sonradan kimde kaldığı ayrıca ispatlanır.

Aile figürleri, ev ve adalet terazisi

2024 tarihli karar neyi değiştirdi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi önceki uygulamasında, aksine anlaşma veya yerel âdet bulunmadıkça düğünde takılan ekonomik değerlerin kural olarak kadına bağışlanmış sayılacağını kabul ediyordu. E.2023/5704, K.2024/2402 sayılı 4 Nisan 2024 tarihli kararında Daire, bu genel kabulünü değiştirdiğini açıkça belirtti.

Yeni yaklaşımda üç basamak vardır:

  1. Taraflar ziynetlerin paylaşımı veya mülkiyeti konusunda anlaşmışsa önce bu anlaşma uygulanır.
  2. Anlaşma yoksa tarafların ileri sürdüğü ve ispatladığı yerel örf ve âdete bakılır.
  3. Anlaşma ve ispatlanan âdet yoksa ziynet, kime takılmış veya verilmişse kural olarak ona ait kabul edilir.

Bu karar, “bütün düğün takıları kesin olarak eşlerden birinindir” biçiminde yeni bir otomatik kural kurmaz. Tam tersine, eşya eşya ve delil delil inceleme yapılmasını gerektirir. Ayrıca tek bir daire kararının bütün sonraki olayları hiçbir farklılığa yer bırakmadan çözdüğü söylenemez; dava tarihi ve sonraki içtihat gelişmeleri kontrol edilmelidir.

Kadına veya erkeğe özgü ziynet nasıl belirlenir?

Karara göre bir eşe takılan ziynet, yalnız karşı cinse özgü bir eşya ise o cinsten olan eşe verilmiş sayılabilir. Örneğin erkeğe takılan fakat kadınlara özgü olduğu tartışmasız bir takı kadın eşe; kadına takılan ve erkeklere özgü bir eşya erkek eşe ait kabul edilebilir.

Bir eşyanın kadın veya erkeğe özgü olup olmadığı tartışmalıysa mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Piyasa kullanımı, tasarım, gram ve model gibi özellikler incelenir. “Bu bölgede herkes böyle takar” beyanı, gerektiğinde yerel âdet araştırmasıyla desteklenmelidir.

Takıların düğünde ortak bir keseye ya da sandığa bırakılması da mülkiyet sorununu kendiliğinden çözmez. Yargıtayın 2024 kararındaki açıklamaya göre ortak kesedeki cinsiyete özgü eşya ilgili eşe; her iki eş tarafından kullanılabilen ekonomik değerler ise ortak kabul edilebilir. Çeyrek altın, para veya gram altın gibi herkesçe kullanılabilen değerlerde, kime verildiğini gösteren görüntü ve anlatımlar özellikle önem kazanır.

Anlaşma nasıl ispatlanabilir?

Taraflar evlenmeden önce veya sonra takıların kimde kalacağını yazılı bir protokolle belirlemiş olabilir. Düğün bütçesi için bozdurma, ev alımına katma veya geri ödeme planı konusunda mesajlaşmış da olabilirler. Belgenin içeriği, iradeyi açık gösterip göstermediği ve serbestçe düzenlenip düzenlenmediği değerlendirilir.

“Düğün masrafları için kullanılacak” ifadesi ile “ziynetlerin mülkiyeti diğer eşe geçecek” ifadesi aynı değildir. Bir eşin ziyneti geçici olarak diğer eşe vermesi, bağışlama anlamına gelmeyebilir. Bozdurma rızası da bedelin geri ödenmeyeceği konusunda otomatik bir vazgeçme sayılmaz.

Sözlü anlaşma iddiasında ispat kuralları devreye girer. Ziynetlerin miktarı ve değeri, yazılı delille ispat sınırı ve taraflar arasındaki yakın ilişki gibi unsurlar hangi delillerin dinlenebileceğini etkiler.

Mülkiyet ile ziynetin kimde kaldığı ayrı meselelerdir

Bir ziynetin davacıya ait olduğunun belirlenmesi, davalının onu aldığı veya iade etmediği iddiasını kendiliğinden kanıtlamaz. Davacı önce talep ettiği eşyaların varlığını, cinsini ve kendisine ait olduğunu; ardından bu eşyaların karşı tarafta kaldığını veya onun tarafından alındığını ortaya koymalıdır.

Yargıtayın 2024 tarihli kararına konu olayda mesaj kayıtları önemli rol oynamıştır. Davalının ziynetlerin kendi ailesi tarafından alındığı yönündeki mesajlara açık bir inkârla karşılık vermemesi ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilmiş; ziynetlerin geri verildiğini ispat yükünün davalıya geçtiği kabul edilmiştir. Bu sonuç, her “görüldü” mesajının otomatik ikrar sayılacağı anlamına gelmez. Yazışmanın bütünü, tarafların sonraki davranışları ve savunmalar incelenir.

Düğün videosu, fotoğraf, takı listesi, kuyumcu belgesi, banka hareketi, mesaj, tanık ve bilirkişi raporu birlikte kullanılabilir. Video, takının varlığını gösterebilir fakat düğünden sonra kimde kaldığını her zaman göstermez. Kuyumcu faturası da satın alanı göstermekle birlikte bağışlamanın kime yapıldığını tek başına çözmeyebilir.

Ziynet davasında talep nasıl kurulur?

Ziynet eşyası aynen mevcutsa öncelikle aynen iadesi istenebilir. Aynen iade mümkün değilse tür, ayar, adet, gram ve nitelikleri açıklanarak bedel talep edilir. “Düğünde takılan bütün altınlar” gibi belirsiz bir ifade, savunma ve bilirkişi incelemesini güçleştirir.

Dava dilekçesinde her kalem mümkün olduğunca ayrı gösterilmelidir: kaç adet çeyrek altın, hangi ayarda ve kaç gram bilezik, para miktarı, setin parçaları gibi. Fotoğraf ve videodan gram tespiti yapılamıyorsa bilirkişi emsal özellik üzerinden değerlendirme yapabilir; fakat ispatlanamayan miktar varsayımla tamamlanmaz.

Faiz başlangıcı, aynen iadenin mümkün olup olmadığı, daha önce usulüne uygun talep bulunup bulunmadığı ve davadaki istem biçimine göre belirlenir. Ziynet alacağı, mal rejiminin tasfiyesi talebiyle de karıştırılmamalıdır. Ziynetin kişisel mal sayılması veya eşe bağışlanması ayrı; edinilmiş mallara katılma alacağı hesabı ayrı bir hukuki ilişkidir.

Ziynetler ortak ihtiyaç için harcandıysa

Ziynetlerin ev, araç, mobilya, düğün borcu veya ortak işletme için bozdurulması sık rastlanan bir savunmadır. Davacı eşin bozdurmaya rıza göstermesi, tek başına mülkiyeti devrettiğini veya iade talebinden vazgeçtiğini göstermeyebilir. Rızanın kapsamı ve “geri verilecek” anlaşması delillerle araştırılır.

Davalı, ziynetlerin davacının rızasıyla harcandığını ve geri verilmemek üzere kendisine bırakıldığını ileri sürüyorsa bu savunmanın ispat yükü somut vakıaya göre belirlenir. Hangi borcun ödendiği, paranın kimin hesabına girdiği, malın kimin adına alındığı ve tarafların yazışmaları önem taşır.

Uygulamada delilleri koruma

Düğün görüntülerinin asıl dosyaları, fotoğrafların tarih bilgileri, kuyumcu belgeleri ve banka açıklamaları saklanmalıdır. Mesajlar yalnız ekran görüntüsü olarak değil, mümkünse konuşma bütünlüğü ve telefon kaydıyla korunmalıdır. Ziynet teslim edilmişse adet ve gramı içeren imzalı tutanak düzenlenmesi ilerideki tartışmayı azaltır.

Dava açılmadan önce karar tarihindeki yaklaşımın hâlen sürüp sürmediği kontrol edilmelidir. Ziynet uyuşmazlıklarında tek cümlelik eski internet özetleri yerine, somut olaya uygun güncel karar metni ve ispat kuralları birlikte değerlendirilmelidir.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2023/5704, K.2024/2402 sayılı kararının tam metni — Kaynağı aç
  2. Anayasa Mahkemesi, ziynet ve ispat yüküne ilişkin B. No: 2021/51417 — Kaynağı aç
  3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (özellikle m. 220 ve 222) — Kaynağı aç
  4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (özellikle m. 190 ve devamı) — Kaynağı aç