Tekerrür, denetimli serbestliğe mutlak ve otomatik bir engel değildir. Ancak mükerrirler hakkında uygulanan özel infaz rejimi koşullu salıverilme tarihini, cezaevinde geçirilmesi gereken süreyi ve dolayısıyla denetimli serbestlik hesabını doğrudan etkiler. Özellikle ikinci defa tekerrür hâlinde 4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunla önemli bir değişiklik yapılmıştır. Bu nedenle yalnız hükümde “mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına” ibaresinin bulunup bulunmadığına bakılarak sonuç çıkarılamaz.
Tekerrür ne zaman uygulanır?
TCK m. 58’e göre tekerrür için, önceki suçtan verilen hükmün yeni suç işlenmeden önce kesinleşmiş olması gerekir. Önceki cezanın infaz edilmiş olması tekerrürün kurulması için şart değildir. Ancak infazdan sonra belirli süreler geçince eski mahkûmiyet tekerrüre esas alınamaz:
- Beş yıldan fazla süreli hapis cezasında infazdan itibaren beş yıl,
- Beş yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasında infazdan itibaren üç yıl.
Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere, kasıtlı suçlar ile taksirli suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişinin mahkûmiyeti de tekerrür uygulamasında dikkate alınmaz. Yabancı ülke mahkûmiyetleri için kanunda ayrıca sınırlı bir düzenleme vardır.
Tekerrür, yeni suçun cezasını genel olarak artıran bir neden değildir. Seçimlik olarak hapis ve adli para cezası öngörülen bir suçta hapis cezasının seçilmesine ve mahkûmiyetin mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine yol açar. İnfazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanması da TCK m. 58’in sonucudur.
Birinci defa tekerrürde infaz hesabı
5275 sayılı Kanun’un 108. maddesinde mükerrirler için özel koşullu salıverilme oranı düzenlenir. Süreli hapis cezalarında kural olarak cezanın üçte ikisinin infaz kurumunda iyi hâlli geçirilmesi gerekir; işlenen suç için daha ağır bir koşullu salıverilme oranı varsa o oran uygulanır. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları için özel süreler vardır.
Denetimli serbestlik tarihi, koşullu salıverilme tarihine göre geriye doğru hesaplandığından tekerrür oranı bu tarihi de ileri taşır. Dolayısıyla aynı süreli cezaya mahkûm edilen iki hükümlüden mükerrir olanın denetimli serbestliğe ayrılma tarihi, mükerrir olmayana göre daha geç olabilir.
İkinci defa tekerrürde 2025 değişikliği
7550 sayılı Kanundan önce ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanan süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme yasağı bulunuyordu. 4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren düzenleme bu mutlak yasağı kaldırdı. Artık ikinci defa tekerrürde süreli hapis cezası bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üçtür; suç için daha ağır bir oran öngörülmüşse o oran dikkate alınır.
Bu değişiklik “ikinci mükerrir olan herkes hemen denetimli serbestliğe çıkar” anlamına gelmez. Önce yeni koşullu salıverilme tarihi hesaplanır. Ardından açık ceza infaz kurumuna ayrılma, iyi hâl, denetimli serbestliğe kalan süre ve diğer yasal şartlar ayrı ayrı değerlendirilir. Birden fazla ilamın toplanması, mahsup süreleri ve suç tarihleri de hesapta belirleyicidir.
Denetimli serbestlik için temel şartlar
5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesindeki genel sistemde hükümlünün:
- Açık ceza infaz kurumunda bulunması veya açık kuruma ayrılma şartlarını taşımasına rağmen kendi iradesi dışındaki nedenle ayrılamamış olması,
- İyi hâlli bulunması,
- Koşullu salıverilmesine kanunda öngörülen süre kadar zaman kalması,
- İnfaz hâkimliğince uygun değerlendirilmesi
gerekir. Bazı hükümlü grupları için yaş, ağır hastalık, engellilik, gebelik veya küçük çocuk gibi nedenlerle özel süreler öngörülmüştür. Suç türüne göre getirilen istisnalar ve geçici maddeler de ayrıca incelenir.
7550 sayılı Kanun, genel denetimli serbestlik uygulamasına cezanın en az onda birinin ceza infaz kurumunda geçirilmesi şartını ekledi; bu süre beş günden az olamaz. Kanunun geçiş hükmüne göre, düzenlemenin yürürlüğünden önce işlenen suçlar yönünden bu yeni asgari süre şartı uygulanmaz. Burada esas alınan tarih mahkûmiyetin kesinleştiği gün değil, suç tarihidir.
“Denetimli serbestlik” iki farklı anlamda kullanılabilir
Tekerrür konusunda sık karıştırılan iki kurum vardır. Birincisi, hapis cezasının son bölümünün 5275 sayılı Kanun m. 105/A kapsamında dışarıda infaz edilmesidir. İkincisi ise koşullu salıverilmeden sonra veya mükerrirler bakımından cezanın infazını izleyen dönemde uygulanan denetimdir. TCK m. 58/6, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirini öngörür; süresi ve yükümlülükleri infaz hâkimliğince belirlenir. Bu, 105/A kapsamında erken ayrılmayla aynı kurum değildir.
Bir kararda “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik” yazması, hükümlünün cezaevinden m. 105/A ile ayrılmaya hak kazandığını göstermez. Aynı şekilde 105/A’dan yararlanması da infaz sonrası denetim kararını ortadan kaldırmaz.
Tekerrür kararına infaz aşamasında itiraz edilebilir mi?
Tekerrürün uygulanmasına mahkûmiyet hükmünde karar verilir. Önceki ilamın yeni suçtan sonra kesinleşmesi, tekerrür süresinin dolması veya çocukluk dönemindeki bir hükmün esas alınması gibi bir hata varsa bu, hükme karşı kanun yolunda ileri sürülmelidir. Hüküm kesinleştikten sonra infaz mercii mahkemenin açık tekerrür kararını kural olarak ortadan kaldıramaz; fakat infaz hesabındaki hata ve yeni lehe kanunun uygulanması infaz hâkimliği önüne getirilebilir.
İkinci defa tekerrür ibaresi özellikle önemlidir. Sadece sabıka kaydında birden çok hüküm bulunması ikinci defa tekerrür için yeterli değildir; mahkûmiyetlerin kesinleşme ve suç tarihleri arasında kanunun aradığı zincir kurulmalıdır.
Sonuç nasıl hesaplanır?
Doğru denetimli serbestlik hesabı için her ilam yönünden suç tarihi, ceza süresi, suç türü, kesinleşme tarihi, tekerrür derecesi, gözaltı ve tutukluluk mahsubu ile cezaevine giriş tarihi gerekir. “Tekerrür var, yararlanamaz” veya “kanun değişti, hemen çıkar” şeklindeki iki uç cevap da eksiktir. Tekerrür engel değil, infaz takvimini ağırlaştıran ve özel denetim sonuçları doğuran bir statüdür.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
