Adil yargılanma hakkı, yalnız hâkimin gerçekte taraf tutmamasını değil, mahkemenin tarafsızlığı konusunda haklı kuşku doğuracak bir görünümün de bulunmamasını gerektirir. Bu nedenle hukukta tarafsızlık iki ayrı açıdan incelenir: hâkimin kişisel tutumu olan sübjektif tarafsızlık ve mahkemenin sunduğu kurumsal güvenceler ile dışarıdan oluşan görünüm olan objektif tarafsızlık.
Her aleyhe karar tarafsızlık ihlali değildir. Objektif tarafsızlık değerlendirmesi, tarafın kişisel şüphesinden değil; somut olgulara dayanan, makul ve doğrulanabilir bir kaygıdan hareket eder.
Hâkimin tarafsızlığı hangi kurallara dayanır?
Anayasa’nın 9. maddesi yargı yetkisinin bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağını, 36. maddesi herkesin adil yargılanma hakkını güvence altına alır. Anayasa m. 138’e göre hâkimler görevlerinde bağımsızdır ve Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi de uyuşmazlığın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından görülmesini ister. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki (HMK) davaya bakma yasağı ve hâkimin reddi hükümleri, bu anayasal güvencenin somut yargılama içindeki araçlarıdır.
Bağımsızlık ve tarafsızlık ilişkili fakat farklı kavramlardır. Bağımsızlık, mahkemenin yasama, yürütme, taraflar ve diğer dış etkiler karşısındaki konumunu; tarafsızlık ise uyuşmazlığın taraflarına ve konusuna önyargısız yaklaşmasını ifade eder.
Sübjektif tarafsızlık nedir?
Sübjektif test, belirli hâkimin kişisel bir önyargı veya çıkarla hareket edip etmediğini araştırır. Hâkimin bir taraf lehine sonuç alma iradesini gösteren sözleri, kişisel husumeti, menfaat ilişkisi veya dosya dışındaki davranışları bu kapsamda olabilir.
Kişisel tarafsızlığın var olduğu kural olarak kabul edilir; aksini iddia eden kişinin somut veri göstermesi gerekir. Hâkimin hukuki yorumunun yanlış bulunması veya delil değerlendirmesinin eleştirilmesi, kişisel önyargıyı kendiliğinden kanıtlamaz. Bu tür hatalar öncelikle olağan kanun yollarının konusudur.
Objektif tarafsızlık nedir?
Objektif testte, hâkimin iç dünyasından bağımsız olarak mahkemenin tarafsızlığına ilişkin yeterli güvence sunup sunmadığı incelenir. Temel soru şudur: Olayları bilen makul ve tarafsız bir gözlemci, mahkemenin tarafsızlığından haklı olarak kuşku duyar mı?
Bu değerlendirmede görünüm önemlidir; fakat yalnız görüntü veya söylenti yeterli değildir. Kuşkunun belirlenebilir olgulara dayanması aranır. Hâkimin uyuşmazlıkla daha önce başka bir sıfatla ilgilenmesi, taraflardan biriyle yakın ve güncel ilişkisi, davanın sonucundan dolaylı menfaat sağlayabilecek konumu veya aynı mesele hakkında bağlayıcı nitelikte ön kabul açıklaması objektif kuşku doğurabilir.
Hâkimin dosyada daha önce görev yapması her zaman sorun mudur?
Hayır. Aynı dosyada önce geçici hukuki koruma talebini, sonra esas uyuşmazlığı incelemek veya yargılama sırasında farklı ara kararlar vermek tek başına tarafsızlığı ortadan kaldırmaz. Hâkim zaten görevi gereği dosya hakkında ön değerlendirmeler yapar.
Sorun, önceki görevin hâkimi esasa ilişkin kesin bir kanaat açıklamaya zorlayıp zorlamadığı veya aynı uyuşmazlıkta tanık, bilirkişi, savcı, hakem ya da önceki derece hâkimi gibi bağdaşmayan bir rol üstlenip üstlenmediğidir. Görevlerin kapsamı, önceki kararda kullanılan dil ve sonradan incelenecek meselenin aynılığı birlikte ele alınır.
Duruşmadaki davranış tarafsızlık şüphesi yaratabilir mi?
Hâkim, yargılamayı düzenlemek, gereksiz tekrarları önlemek ve taraflara soru sormakla görevlidir. Hâkimin bir tarafa daha fazla soru yöneltmesi, delilin açıklanmasını istemesi veya gereksiz uzayan konuşmayı kesmesi tek başına taraflılık göstermez.
Buna karşılık taraflardan birini aşağılayan, diğer tarafın henüz ispatlanmamış anlatımını peşinen doğru ilan eden veya bir tarafla dosya dışında iletişim kurulduğunu gösteren davranışlar bağlamına göre önem taşıyabilir. Değerlendirme, tek bir cümlenin koparılarak aktarılmasıyla değil, duruşmanın bütünü ve tutanak üzerinden yapılır.
Kurumsal ve işlevsel güvenceler neden önemlidir?
Objektif tarafsızlık yalnız hâkimin kişisel ilişkilerine indirgenemez. Hâkimin atanma ve görev güvencesi, dosya dağıtımının önceden belirlenmiş kurallara göre yapılması, kararların gerekçeli olması, tarafların delil ve itirazlarını sunabilmesi, ret taleplerinin başka bir merci tarafından incelenmesi ve etkili kanun yolları kurumsal güvence sağlar.
Bir mahkemenin idari olarak başka bir kurumla temas hâlinde olması tek başına ihlal anlamına gelmez. Ancak karar verecek kişi üzerinde hiyerarşik talimat, görev süresine müdahale veya uyuşmazlığın tarafıyla işlevsel özdeşlik varsa bağımsızlık ve objektif tarafsızlık birlikte tartışılabilir.
Tarafsızlık ile hâkimin reddi arasındaki ilişki
HMK m. 34, hâkimin davaya bakmasının yasak olduğu durumları; m. 36 ise tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli sebepleri düzenler. Taraf, somut sebebi öğrendiğinde kanundaki süre içinde ret talebinde bulunabilir. Ret istemi, tarafsızlık hakkını yargılama devam ederken koruyan başlıca usul aracıdır.
Ret sebebinin zamanında ileri sürülmemesi, sonraki anayasal incelemede başvuru yollarının tüketilmesi yönünden sorun yaratabilir. Buna karşılık tarafın yalnız sonucun aleyhine çıkmasından sonra genel bir “hâkim taraflıydı” iddiası ileri sürmesi yeterli değildir.
Objektif kuşku nasıl somutlaştırılır?
Bir tarafsızlık itirazında şu bağ kurulmalıdır:
- Hâkim veya mahkeme ile ilgili somut olay nedir?
- Bu olay ne zaman ve nasıl öğrenilmiştir?
- Olayın uyuşmazlık ya da taraflarla bağlantısı nedir?
- Makul bir gözlemci neden bundan tarafsızlık konusunda kuşku duyar?
- İddia hangi tutanak, belge veya başka hukuka uygun delille desteklenmektedir?
Sosyal medya paylaşımı, mesleki üyelik veya geçmiş ilişki gibi olgular bağlamından koparılamaz. İçeriğin tarihi, devam edip etmediği, tarafla gerçek bağlantısı ve hâkimin davadaki rolü araştırılmalıdır.
Tarafsızlık ihlalinin sonucu ne olabilir?
Ret talebi kabul edilirse dosya başka hâkim önünde sürer ve önceki işlemlerin hangilerinin etkilendiği kanundaki usule göre belirlenir. İddia olağan kanun yolunda ileri sürülmüşse üst mahkeme, ihlalin karar ve yargılama üzerindeki etkisini değerlendirir.
İç hukuk yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru gündeme gelebilir. Bireysel başvuru, delilleri yeniden tartan olağan bir temyiz yolu değildir; başvurucu objektif veya sübjektif tarafsızlık güvencesinin somut olayda neden zedelendiğini ve iddiayı zamanında ileri sürdüğünü göstermelidir.
Tarafsızlık ilkesi, hâkimin hiçbir ön değerlendirme yapmaması demek değildir. Esas olan, kararın dosyadaki iddia, savunma ve deliller üzerinden; dış etki, kişisel çıkar ve peşin hükümden uzak biçimde verilmesidir.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
