Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi, kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin bazı hakların kullanılmasına etkisini düzenler. Bu sonuçlar, mahkemenin verdiği hapis cezasından ayrı bir ceza türü değildir; mahkûmiyetin kanuni sonucudur. Bununla birlikte her mahkûmiyet aynı kapsamda hak yoksunluğu doğurmaz. Suçun kasıtlı olup olmadığı, yaptırımın hapis veya adli para cezası olması, hapis cezasının ertelenmesi, hükümlünün yaşı ve hakkın suçta kötüye kullanılıp kullanılmadığı sonucu değiştirir.

Adalet terazisi, ceza dosyası ve hâkim tokmağı

TCK m. 53/1 kapsamındaki haklar nelerdir?

Kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olan kişi, kural olarak cezanın infazı tamamlanıncaya kadar şu hakları kullanamaz:

  • Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevini üstlenme; milletvekilliği ile devlet, il, belediye, köy veya bunların denetimindeki kurumlarda memuriyet ve hizmette bulunma,
  • Velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunma,
  • Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinde yönetici veya denetçi olma,
  • Bir kamu kurumunun ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine bağlı olarak yürütülen meslek veya sanatı kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etme.

Bu liste her gündelik faaliyetin yasaklandığı anlamına gelmez. Yoksunluğun kapsamı, kanundaki hakkın niteliğine göre belirlenir. Örneğin bir mesleğin çalışan sıfatıyla yapılması ile ruhsat veya oda iznine dayanarak kişinin kendi sorumluluğu altında yürütülmesi aynı değerlendirmeye tabi olmayabilir.

TCK m. 53/1-b’nin kanun metninde seçme, seçilme ve diğer siyasi haklara ilişkin ifadeler bulunmakla birlikte Anayasa Mahkemesi 2015 yılında bu bentteki otomatik yoksunluğun önemli bölümlerini iptal etmiştir. Bu nedenle günümüzde “kasten işlenen suçtan hapis cezası alan herkes infaz sonuna kadar oy kullanamaz ve seçilemez” şeklinde genel bir sonuç kurulamaz. Oy kullanma ve adaylık bakımından Anayasa’daki özel hükümler, seçim mevzuatı ve mahkûmiyetin niteliği birlikte uygulanır.

Hak yoksunluğu ne zaman başlar ve biter?

TCK m. 53/1’deki temel sistem, hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesidir. Koşullu salıverilme tarihi, cezanın tamamen infaz edildiği tarih değildir. Bu nedenle koşullu salıverilme ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki dönem ayrıca değerlendirilir. Kanunda veya özel bir meslek mevzuatında farklı bir sonuç bulunmadıkça, TCK m. 53’teki kanuni yoksunluk cezanın infazının tamamlanmasıyla sona erer.

Mahkeme kararında hak yoksunluğunun açıkça gösterilmemiş olması, kanuni sonucun hiçbir zaman doğmayacağı anlamına gelmez. Öte yandan kesinleşmemiş mahkûmiyet ile kesinleşmiş hükmün infaz sonucu da aynı değildir. Adli sicil kaydı, infaz bilgileri ve hüküm fıkrası birlikte incelenmelidir.

Ertelenen hapis cezasında istisnalar

Hapis cezası ertelenen, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen veya koşullu salıverilen hükümlü bakımından, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından TCK m. 53/3’te istisna vardır. Diğer kişiler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık hizmetleri bakımından ise yoksunluk devam edebilir.

Mahkeme, hapis cezası ertelenmiş kişi hakkında, izne bağlı meslek veya sanatın kendi sorumluluğu altında yürütülmesine ilişkin yoksunluğun uygulanmamasına da karar verebilir. Bu sonuç otomatik değildir; hükümdeki değerlendirme önem taşır.

Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar ile fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında TCK m. 53/1 hükmü uygulanmaz. Burada “kısa süreli hapis”, TCK m. 49’daki bir yıl veya daha az süreli hapis cezasıdır. Sonradan yapılan infaz hesapları değil, hükmedilen yaptırımın niteliği esas alınır.

Hakkın kötüye kullanılması hâlinde ek yasak

Kişi, TCK m. 53/1’de sayılan hak veya yetkilerden birini kötüye kullanarak suç işlerse, yalnız infaz süresince devam eden yoksunlukla yetinilmeyebilir. Hapis cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak veya yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir.

Suç nedeniyle yalnız adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde de, kötüye kullanılan hak veya yetki bakımından adli para cezasına esas alınan gün sayısının yarısından bir katına kadar yasaklama kararı verilebilir. Bu bölümdeki yasak, cezanın tamamen infazından sonra işlemeye başlar. Dolayısıyla temel hak yoksunluğu ile kötüye kullanma nedeniyle hükmedilen ek yasak aynı zaman çizelgesine sahip değildir.

Taksirli suçlarda meslek ve ehliyet sonucu

TCK m. 53/1, kasten işlenen suçtan doğan hapis mahkûmiyetine bağlanmıştır. Ancak belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu işlenen taksirli suçlarda, mahkeme üç aydan üç yıla kadar meslek veya sanatın icrasını yasaklayabilir ya da sürücü belgesini geri alabilir. Bu, maddenin altıncı fıkrasındaki ayrı ve takdire bağlı bir güvenlik tedbiridir.

Taksirli suçtan mahkûmiyet bulunduğu için tüm kamu haklarının otomatik olarak kaybedildiği söylenemez. Buna karşılık sürücü belgesinin geri alınması veya mesleki faaliyetin yasaklanması yönünde açık bir hüküm varsa bunun infazı gerekir.

Adli para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Kasten işlenen suçtan yalnız adli para cezasına hükmedilmesi, kural olarak TCK m. 53/1’deki genel hak yoksunluğunu doğurmaz. Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi hâlinde de nihai yaptırımın ve özel hükümlerin incelenmesi gerekir. Hakkın suçta kötüye kullanıldığı hâller, yukarıda açıklanan m. 53/5 nedeniyle ayrıca değerlendirilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ise açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değildir. Denetim sürecinde kanunun bu kuruma bağladığı özel sonuçlar geçerlidir. Buna rağmen kamu görevi, ruhsat veya meslek mevzuatında HAGB kararına ilişkin ayrı kurallar bulunabilir; TCK m. 53 değerlendirmesi ile idari mevzuatın koşulları birbirine karıştırılmamalıdır.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi ne zaman gündeme gelir?

TCK m. 53’teki süreli kanuni sonuç, infazın tamamlanmasıyla kural olarak kendiliğinden sona erer. Ancak Anayasa veya özel kanun, belirli bir mahkûmiyet nedeniyle infazdan sonra da devam eden bir hak yoksunluğu öngörebilir. Böyle bir durumda Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesindeki yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumu gündeme gelebilir.

Bu kurum mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz ve adli sicil kaydını kendiliğinden silmez. Ama özel kanundan kaynaklanan süresiz veya uzun süreli yoksunluğun giderilmesi için, cezanın infazından sonra belirli sürelerin iyi hâlli geçirilmesi ve diğer şartların oluşması üzerine mahkemeden karar istenebilir. Hangi mahkemenin yetkili olduğu ve gerekli sürenin dolup dolmadığı, kesinleşme ve infaz belgelerine göre hesaplanır.

Hüküm incelenirken nelere bakılmalı?

Sağlıklı bir değerlendirme için suç tarihi, suçun kasıtlı veya taksirli oluşu, hükmedilen yaptırım, erteleme veya seçenek yaptırım kararı, failin suç tarihindeki yaşı ve hüküm fıkrasındaki özel yasaklar birlikte okunmalıdır. Sadece adli sicil belgesindeki kısa kayıt, hakkın halen yasak olup olmadığını her zaman göstermez. İnfazın bitiş tarihi ve ilgili mesleğin özel kanunu da sonucu etkileyebilir.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Adalet Bakanlığı — Kaynağı aç
  2. TCK m. 53’te siyasi haklara ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı — Kaynağı aç
  3. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi — Kaynağı aç