Asıl borçlunun bono veya başka bir kambiyo senedindeki imzaya itiraz etmesi, kefil veya aval veren hakkında yürüyen takibi kendiliğinden durdurmaz. Kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ve aval verenin özel sorumluluğu esastır. Asıl borçlunun imzası sahte çıksa bile, şeklen geçerli senetteki diğer gerçek imzalar kural olarak kendi sahiplerini bağlamaya devam eder.

İcra dosyası, haciz bildirimi ve ödeme takvimi

Ancak “kefil” ile “aval” aynı kurum değildir. Senedin ön yüzüne atılan bir imza, bulunduğu yer ve yanındaki ifadeye göre aval sayılabilir; senetten ayrı bir kefalet sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu’ndaki fer’î sorumluluk kurallarına tabidir. Sonucu belirlemek için önce imzanın hukuki niteliği saptanmalıdır.

İmzaya itiraz kişisel bir savunmadır

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda borçlu, ödeme emrinin tebliği üzerine kanundaki kısa süre içinde imzanın kendisine ait olmadığını açıkça ileri sürebilir. İmzaya itiraz yalnız itiraz eden kişinin imzası bakımından sonuç doğurur. Bir borçlunun “bu imza benim değil” demesi, diğer borçlular adına yapılmış bir itiraz sayılmaz.

Aval veren de kendi imzasının sahte olduğunu, aval iradesi bulunmadığını veya senetteki imzanın kendisine ait olmadığını düşünüyorsa süresinde bizzat itiraz etmelidir. Asıl borçlunun açtığı dosyanın sonucunu beklemek, aval veren yönünden itiraz süresini durdurmaz.

Kambiyo takibinde imzaya itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine yapılır; genel haciz yolunda icra dairesine yöneltilen itirazdan hem süre hem başvurulacak merci bakımından ayrılır. Tebliğ edilen ödeme emrinin türü kontrol edilmeden “yedi günlük genel itiraz süresi” üzerinden hareket edilmemelidir.

Kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı

Türk Ticaret Kanunu m. 677’ye göre senette ehliyetsiz kişilerin, sahte veya hayalî kişilerin imzaları ya da herhangi bir nedenle imza sahibini bağlamayan imzalar bulunsa bile diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Bu kural, kambiyo senedinin tedavül güvenliğini korur.

Örneğin düzenleyen adına atılan imzanın sahte olduğu tespit edilirse düzenleyen sorumlu olmaz. Fakat senedi geçerli biçimde ciro eden, kabul eden veya aval veren kişinin kendi bağımsız taahhüdü sırf bu nedenle ortadan kalkmayabilir. Buna karşılık senedin zorunlu şekil unsurlarından biri hiç yoksa sorun yalnız tek bir imzanın geçersizliği değildir; kambiyo senedi vasfı bütünüyle etkilenebilir.

Aval verenin sorumluluğu neden devam eder?

TTK m. 702’ye göre aval veren, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumludur. Daha da önemlisi, avalle teminat altına alınan borç şekle ait bir noksan dışında başka bir nedenle geçersiz olsa bile aval verenin taahhüdü geçerliliğini korur.

Bu nedenle asıl borçlunun imzasının ona ait olmaması, aval verenin gerçek ve geçerli imzasını otomatik olarak hükümsüz kılmaz. Aval veren, hamile karşı senet bedelinden sorumlu tutulabilir; öderse lehine aval verdiği kişiye ve senet gereğince sorumlu diğer kişilere karşı kambiyo haklarını kazanır.

Avalin kimin için verildiği belirtilmemişse, poliçede düzenleyen için verilmiş sayılır. Bono hükümlerinde poliçeye ilişkin aval kuralları uygun düştüğü ölçüde uygulanır. Senedin ön yüzünde düzenleyenin imzası dışındaki imza, kanundaki koşullarla aval olarak değerlendirilebilir.

Şekil eksikliği istisnası

Avalin bağımsızlığı sınırsız değildir. Asıl borç, senedin zorunlu şekil unsurlarındaki eksiklik nedeniyle kambiyo borcu olarak doğmamışsa TTK m. 702/2’deki koruma uygulanmaz. Örneğin bonoda zorunlu bir unsurun bulunmaması ve kanundaki tamamlayıcı hükümlerin de eksikliği gidermemesi, senedi adi belge düzeyine düşürebilir.

İmzanın sahte olması ile senedin şeklen eksik olması farklıdır. Sahte imza belirli bir kişiyi bağlamaz; fakat diğer imzalar bağımsız kalabilir. Şekil eksikliği ise belgenin kambiyo senedi niteliğini etkiler ve kambiyo takibi yolunun kullanılıp kullanılamayacağını gündeme getirir.

Adi kefalette sonuç neden farklı olabilir?

Türk Borçlar Kanunu m. 581’e göre kefalet, kefilin alacaklıya karşı asıl borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Kefalet kural olarak fer’îdir; geçerli bir asıl borcun varlığına bağlıdır. Asıl borç sona erince kefil de borcundan kurtulur.

Asıl borçlunun imzası gerçek değilse ve başka bir hukuki sebepten doğmuş geçerli borç da ispatlanamıyorsa adi kefaletin dayanağı bulunmayabilir. Ancak TBK m. 582, yanılma veya ehliyetsizlik gibi nedenlerle sakat bir borcu bilerek teminat altına alan kişi bakımından özel sonuç öngörür. Ayrıca kefaletin yazılı şekli, azami miktar, tarih ve evli kefilin eş rızası gibi şartlar ayrı ayrı incelenir.

Senet üzerindeki “kefilim” ibaresi her durumda TBK kefaleti sayılmaz. Kambiyo senedinin yüzündeki imzanın aval mi, arka yüzdeki kaydın ciro mu, yoksa ayrı bir kefalet mi olduğu belgenin tamamından belirlenir.

Asıl borçlunun itirazı kabul edilirse takip kime karşı sürer?

İcra mahkemesi asıl borçlunun imzaya itirazını kabul ederse takibin o borçlu yönünden durdurulmasına karar verir. Diğer kambiyo borçluları süresinde ve geçerli bir itiraz ileri sürmemişse takip onlar hakkında devam edebilir. Her borçlu bakımından ödeme emrinin tebliği, itiraz ve şikâyetler ayrı değerlendirilir.

Mahkemenin imzanın sahte olduğuna ilişkin tespiti ceza soruşturmasını da gündeme getirebilir; fakat ceza dosyasının varlığı icra takibini kendiliğinden durdurmaz. İcra mahkemesinde bekletici mesele, tedbir veya sahtelik iddiasının etkisi ilgili usul kurallarına göre ayrıca ele alınır.

Aval veren hangi savunmaları ileri sürebilir?

Aval veren kendi imzasına, avalin şekline, senedin kambiyo vasfına, vade ve zamanaşımına, yetkiye veya borcun ödendiğine ilişkin savunmalar ileri sürebilir. Fakat asıl borçlu ile hamil arasındaki temel ilişkiden doğan kişisel savunmaları hamile karşı kullanması, hamilin senedi iktisap biçimi ve kötü niyeti gibi sınırlı koşullara bağlıdır.

Bu nedenle asıl borçlunun savunma dilekçesini aynen tekrar etmek yerine aval verenin kendi imzası ve sorumluluk zinciri incelenmelidir. Senedin aslı, ön ve arka yüzü, alonj, ödeme emri ve tebliğ tarihi birlikte görülmeden süre ve savunma belirlemek ciddi hak kaybı yaratabilir.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu – TBMM — Kaynağı aç
  2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu – TBMM Kanunlar Dergisi — Kaynağı aç
  3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu – TBMM — Kaynağı aç
  4. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu – Adalet Bakanlığı — Kaynağı aç