Borçlu, borcunu zamanında ve usulüne uygun biçimde ödemek istediği hâlde alacaklı ödemeyi haklı bir neden olmadan kabul etmiyorsa, parayı veya teslim edilecek şeyi kendi yanında tutmakla borçtan kurtulmuş olmaz. Türk Borçlar Kanunu m. 107, borçluya edimi hâkimin belirleyeceği yere tevdi ederek borcundan kurtulma imkânı verir. Uygulamada bu işleme “tevdi mahalli tayini davası” denilse de, hukuki niteliği itibarıyla çoğu kez bir çekişmesiz yargı talebidir.
Tevdi, alacaklının hesabı bilinmediği için herhangi bir hesaba para yatırmak veya noter emanetine kendiliğinden bırakmak değildir. Borcun konusu, ifa yeri, alacaklının temerrüdü ve uygun tevdi yeri kanuna göre belirlenmelidir.
Alacaklının temerrüdü ne demektir?
TBK m. 106’ya göre yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir neden olmaksızın kabulden kaçınırsa alacaklı temerrüdüne düşer. Alacaklının borçlunun ifada bulunabilmesi için yapması gereken hazırlık hareketlerini yerine getirmemesi de aynı sonucu doğurabilir.
Borçlunun teklifi gerçek, eksiksiz ve doğru zamanda olmalıdır. Kira bedelinin yalnız bir kısmını önermek, sözleşmeye aykırı para birimiyle ödeme teklif etmek veya teklife koşul eklemek kural olarak usulüne uygun ifa önerisi sayılmaz. Alacaklının kabul etmemesi haklı bir nedene dayanıyorsa tevdi şartları oluşmayabilir.
Bazen alacaklının kim olduğu ya da alacağın kime ait bulunduğu, borçlunun kusuru olmadan belirsizdir. Mirasçılar arasındaki uyuşmazlık, alacağın devri konusunda çelişkili bildirimler veya birden çok kişinin aynı bedeli istemesi buna örnek olabilir. TBK m. 111, bu durumda da tevdi ve geri alma hükümlerinin uygulanmasına imkân tanır.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 383 uyarınca çekişmesiz yargı işlerinde, aksine düzenleme yoksa sulh hukuk mahkemesi görevlidir. TBK m. 107 ise tevdi yerini ifa yerindeki hâkimin belirleyeceğini öngörür. Bu nedenle talep kural olarak borcun ifa edileceği yerdeki sulh hukuk mahkemesine yöneltilir.
İfa yeri her zaman borçlunun bulunduğu yer değildir. Sözleşmede geçerli bir ifa yeri kararlaştırılmış olabilir. Para borçlarında TBK m. 89’daki genel kurallar ve özel sözleşme hükmü birlikte değerlendirilir. Görev veya yetki hatası, ödeme yapılmak istenirken temerrüt sonucunun doğmasına neden olabileceğinden başvuru öncesinde sözleşme incelenmelidir.
Mahkemeden ne istenir?
Talepte borcun kaynağı, tutarı veya teslim edilecek eşya, vade, ifa önerisinin nasıl yapıldığı ve alacaklının neden kabul etmediği açıklanır. Mahkemeden uygun bir banka hesabı, kasa, depo veya başka güvenli yerin tevdi mahalli olarak belirlenmesi istenir.
Başvuruya sözleşme, ödeme teklifini gösteren ihtar veya yazışmalar, iade edilen havale, alacaklının hesap bildirmediğine ilişkin belgeler ve varsa önceki ödemeler eklenebilir. Mahkemenin tevdi yeri belirlemesi tek başına borcu sona erdirmez; belirlenen tutarın süresinde ve karardaki koşullara uygun biçimde gerçekten yatırılması veya eşyanın teslim edilmesi gerekir.
Kira bedelinde tevdi mahalli
En sık karşılaşılan örnek, kiraya verenin kira bedelini kabul etmemesi veya banka hesabını kapatmasıdır. Kiracı, “ev sahibi hesabı bildirmedi” diyerek kira bedelini elinde tutarsa temerrüt ve tahliye riskiyle karşılaşabilir. Öncelikle sözleşmedeki ödeme yöntemi denenmeli, ödeme girişimi belgelenmeli ve gerekirse ifa yeri mahkemesinden tevdi mahalli tayini istenmelidir.
Mahkemenin belirlediği hesaba yalnız ana kira bedelinin değil, sözleşmeye göre muaccel olmuş yan giderlerin de yatırılması gerekip gerekmediği ayrıca incelenir. Eksik ödeme, alacaklı temerrüdünden yararlanmayı engelleyebilir. Her ay için yeniden başvuru gerekip gerekmediği, kararın gelecekteki dönemleri kapsayıp kapsamadığına göre belirlenir.
Kira ilişkisinden kaynaklanan çekişmeli davalarda 1 Eylül 2023’ten beri zorunlu arabuluculuk kuralı vardır. Buna karşılık yalnız tevdi yerinin belirlenmesine yönelik çekişmesiz yargı talebi, taraflar arasında alacağın esası hakkında açılan klasik bir dava değildir. Kira miktarı, tahliye veya borçluluk ayrıca uyuşmazlık konusu yapılırsa o talep yönünden arabuluculuk dava şartı gündeme gelebilir.
Ticari mallar ve satılarak bedelin tevdi edilmesi
TBK m. 107, ticari malların hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilmesine izin verir. Ancak malın gerçekten ticari mal olup olmadığı ve seçilen ardiye ile teslim koşullarının uygunluğu önemlidir.
Teslim edilecek şey tevdiye elverişli değilse, bozulabilecek nitelikteyse veya saklanması aşırı masraf gerektiriyorsa TBK m. 108 uygulanabilir. Borçlu, kural olarak alacaklıya önceden ihtarda bulunarak hâkim izniyle şeyi açık artırmada sattırıp bedelini tevdi edebilir. Borsada kayıtlı olan, piyasa fiyatı bulunan ya da giderine oranla değeri düşük şeylerde açık artırma zorunlu değildir; hâkim, önceden ihtarda bulunulmadan da satışa izin verebilir. Borçlu kendi kararıyla malı satıp bedelini yatırarak her durumda sorumluluktan kurtulamaz.
Tevdi borcu tamamen sona erdirir mi?
Usulüne uygun tevdi, tevdi edilen edim ölçüsünde borçlunun borcundan kurtulmasını sağlar. Fakat eksik tutar yatırılmışsa bakiye, faiz veya yan borç devam edebilir. Tevdi tarihine kadar borçlunun temerrütte olup olmadığı ve işlemiş faiz de ayrıca değerlendirilir.
TBK m. 109’a göre alacaklı tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamamış veya tevdi bir rehnin sona ermesi sonucunu doğurmamışsa borçlu tevdi ettiği şeyi geri alabilir. Geri alma hâlinde alacak bütün yan haklarıyla yeniden doğar. Bu sebeple tevdi hesabındaki parayı çekmek, baştan sağlanan korumayı ortadan kaldırabilir.
Tevdi kararı borç miktarını kesin olarak belirler mi?
Çekişmesiz yargıda verilen tevdi yeri kararı, taraflar arasındaki bütün borç ilişkisini maddi anlamda kesin hükümle çözmez. Mahkeme, tevdi için gerekli ölçüde inceleme yapar. Alacaklı sonradan eksik ödeme, kira artışı veya başka alacak ileri sürebilir; borçlu da borçlu olmadığının tespitini talep edebilir.
Bu nedenle tevdi mahalli tayini, borcun esasına ilişkin uyuşmazlığı gizlice çözmenin yolu değil, doğru ifanın kabul edilmemesi yüzünden borçlunun temerrüt riskini gidermeye yarayan koruyucu bir kurumdur.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
