Bir hâkimin verdiği ara karara katılmamak, tek başına hâkimin reddi için yeterli değildir. Ret talebi, hâkimin tarafsızlığından objektif olarak şüphe edilmesini gerektiren somut bir sebebe dayanmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), hem hâkimin davaya bakmasının kesin olarak yasak olduğu hâlleri hem de tarafsızlık şüphesi doğuran ret sebeplerini ayrı ayrı düzenler.
Ret sebebini bilen taraf, talebini kural olarak en geç ilk duruşmada ileri sürmelidir. Sebep daha sonra öğrenilmişse, öğrenmeden sonraki ilk duruşmada ve yeni bir işlem yapılmadan önce talepte bulunulması gerekir.
Davaya bakma yasağı ile hâkimin reddi aynı mıdır?
Hayır. HMK m. 34’teki davaya bakma yasağı, kanunun hâkimin davaya katılmasını kesin biçimde yasakladığı yakınlık ve menfaat ilişkilerini kapsar. Hâkimin kendisinin, eşinin, belirli derecedeki yakınlarının veya temsil ilişkisi içinde bulunduğu kişinin davası gibi durumlarda tarafın ayrıca taraflılığı ispatlaması gerekmez. Hâkim kendiliğinden çekinmek zorundadır.
HMK m. 36’daki ret sebepleri ise hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli durumlara ilişkindir. Burada kanunda sayılan örnekler sınırlı değildir; fakat şüphenin makul, dışarıdan doğrulanabilir ve dosyayla bağlantılı olması gerekir.
Hangi durumlar ret sebebi olabilir?
Kanunda örnek olarak hâkimin:
- Davada iki taraftan birine öğüt vermiş veya yol göstermiş olması,
- Kanunen gerekmediği hâlde görüşünü önceden açıklamış olması,
- Aynı uyuşmazlıkta tanık, bilirkişi, hakem veya hâkim sıfatıyla hareket etmiş olması,
- Taraflardan biriyle kanunda belirtilen derecede hısımlık ilişkisinin bulunması,
- Taraflardan biriyle dava veya ciddi bir husumet içinde olması
gibi hâller yer alır.
Sosyal, ekonomik veya mesleki bir ilişkinin varlığı da yoğunluğuna göre değerlendirilebilir. Aynı kurumda geçmişte çalışmış olmak ya da bir tarafı tanımak her durumda yeterli değildir. İlişkinin, dışarıdan bakan makul bir kişide tarafsızlık konusunda haklı kuşku uyandıracak nitelikte olması aranır.
Hangi durumlar tek başına ret sebebi değildir?
Hâkimin delil talebini reddetmesi, aleyhe ara karar vermesi, duruşmayı ertelemesi, sert fakat yargılama düzeniyle ilgili uyarıda bulunması veya hukuki görüşünün tarafın beklentisinden farklı olması çoğunlukla ret sebebi oluşturmaz. Bu işlemlerin doğruluğu, şartları varsa kanun yolunda denetlenir.
Ret kurumu, usul kararlarını değiştirmek veya dosyayı başka bir hâkime taşımak için kullanılamaz. Yalnız “hâkim karşı tarafı daha çok dinledi” biçimindeki öznel kanaat de somut olay ve tutanakla desteklenmedikçe yeterli olmaz. Buna karşılık hâkimin bir tarafın iddiasını henüz deliller toplanmadan kesin doğru kabul ettiğini gösteren açıklamaları, bağlamına göre farklı değerlendirilebilir.
Ret talebi ne zaman yapılmalıdır?
Ret sebebi davanın başında biliniyorsa talep en geç ilk duruşmada ileri sürülür. Taraf, sebebi ilk duruşmadan sonra öğrenmişse, öğrenme tarihinden sonraki ilk duruşmada ve yeni bir işlem yapılmadan önce ret istemelidir.
Süreye uyulmaması talebin dinlenmemesine yol açabilir. Bu yüzden öğrenme tarihini gösteren belge, mesaj, tutanak veya karar dilekçeye eklenmelidir. Tarafın sebebi daha önce bildiği hâlde yargılamanın sonucunu bekleyip sonra ret istemesi, kurumun amacıyla bağdaşmaz.
Ret dilekçesi nasıl hazırlanır?
Ret talebi dilekçeyle yapılır. Dilekçede hâkimin kimliği, dosya numarası, ret sebebini oluşturan olaylar, öğrenme tarihi ve deliller ayrı ayrı gösterilmelidir. Birden fazla sebep varsa her biri somutlaştırılmalıdır.
“Tarafsız olmadığı kanaatindeyiz” şeklindeki sonuç cümlesi tek başına yeterli değildir. Hangi sözün ne zaman söylendiği, hangi ilişkinin nasıl öğrenildiği ve bunun tarafsızlık şüphesini neden haklı kıldığı açıklanmalıdır. Duruşmada gerçekleşen olayların tutanağa geçirilmesi istenmeli; varsa belge, ses veya görüntü kaydının hukuka uygun elde edilip edilmediği de gözetilmelidir.
Ret sebebi ve inandırıcı delil veya emare gösterilmezse, talep süresinde değilse ya da istemin yargılamayı uzatma amacı taşıdığı açıkça anlaşılıyorsa, talep kanundaki özel usule göre geri çevrilebilir. Dayanaksız ve kötü niyetli ret talebi disiplin para cezası sonucunu da doğurabilir.
Ret talebine kim karar verir?
Ret talebi doğrudan reddi istenen hâkim tarafından esastan karara bağlanmaz. Hâkim, talep hakkındaki görüşünü yazılı olarak bildirir ve dosya HMK’da belirlenen yetkili mercie gönderilir. Merci, mahkemenin tek hâkimli veya heyet hâlinde çalışmasına ve teşkilat yapısına göre değişir.
Reddedilen hâkim, merci karar verinceye kadar kural olarak davaya devam edemez; gecikmesinde sakınca bulunan işler için kanundaki istisnalar saklıdır. Ret talebinin kabulü hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkim tarafından yapılan ve etkilenen işlemlerin durumu da merci tarafından değerlendirilir.
Ret talebi reddedilirse kanun yolu var mıdır?
Asıl dava hakkında verilecek hüküm istinafa açıksa, ret talebi üzerine merci tarafından verilen karara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde müstakil olarak istinafa başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesinin bu konuda vereceği karar kesindir. Bir haftalık özel süre nedeniyle genel istinaf süresine güvenilmemelidir.
Asıl hüküm istinafa kapalıysa ret talebine ilişkin merci kararı da kesindir. Ayrıca HMK m. 41 kapsamında ret talebinin geri çevrilmesine ilişkin kararlar, ancak esas hakkındaki hükümle birlikte kanun yolu incelemesine taşınabilir. Bu nedenle kararın “geri çevirme” mi yoksa merci tarafından ret talebi hakkında verilmiş bir karar mı olduğu ve asıl hükmün istinafa elverişliliği birlikte kontrol edilmelidir.
Hâkim kendiliğinden çekilebilir mi?
Davaya bakma yasağı bulunan hâkim çekinmek zorundadır. Tarafsızlığından şüpheyi gerektiren bir sebep bulunduğunu düşünen hâkim de çekinme yönündeki görüşünü yetkili mercie sunabilir. Ancak yalnız iş yükü, dosyanın zorluğu veya tarafların hâkimden memnun olmaması çekinme sebebi değildir.
Hâkimin açıklama yapması, tarafların ret hakkını ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde tarafların hâkimin davaya devam etmesine rıza göstermesi, kanuni bakma yasağını her durumda bertaraf etmez.
Başvuru öncesi pratik kontrol
Ret talebinden önce olayın duruşma tutanağına yansıyıp yansımadığı, öğrenme tarihi, somut deliller, ilişkinin dosyayla bağlantısı ve normal kanun yolunun sorunu çözüp çözemeyeceği değerlendirilmelidir. Hedef, hâkimin hukuki görüşünü cezalandırmak değil, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma güvencesini korumaktır.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
