Şirketin feshi davası, ortaklar arasındaki her anlaşmazlıkta başvurulabilecek sıradan bir ayrılma yolu değildir. Fesih şirketin ekonomik ve hukuki varlığını sona erme sürecine soktuğu için son çare niteliğindedir. Mahkeme, haklı sebep bulsa bile şirketi mutlaka feshetmek zorunda değildir; kanunda öngörülen şartlarla davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine, ortağın çıkarılmasına veya duruma uygun başka bir çözüme karar verebilir.
Anonim ve limited şirketlerde dava hakkı, başvuru eşiği ve mahkemenin seçenekleri aynı değildir. Bu nedenle dava açılmadan önce şirket türü, esas sözleşme, ortaklık oranı, uyuşmazlığın şirket işleyişine etkisi ve daha ölçülü bir çözümün mümkün olup olmadığı belirlenmelidir.
Fesih, infisah ve tasfiye arasındaki fark
İnfisah, kanunda veya şirket sözleşmesinde öngörülen bir sebebin gerçekleşmesiyle şirketin ayrıca bir karara gerek olmadan sona ermesidir. Fesih ise genel kurul ya da mahkeme gibi yetkili bir makamın kararıyla sona ermedir. Sona erme, şirketin aynı anda sicilden yok olması anlamına gelmez.
Türk Ticaret Kanunu’nun 533. maddesine göre sona eren anonim şirket tasfiye hâline girer; limited şirketlerde de anonim şirket tasfiyesine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. Şirket, tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tüzel kişiliğini ve hak ehliyetini korur, unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresiyle kullanır. Alacaklar tahsil edilir, borçlar ödenir, kalan varlık kanuna ve sözleşmeye göre ortaklara dağıtılır; tasfiye bittikten sonra sicilden terkin istenir.
Anonim şirkette haklı sebeple fesih
TTK’nın 531. maddesine göre sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden haklı sebeple fesih isteyebilir. Esas sözleşme bu oranları daha düşük belirleyebilir. Kanuni veya sözleşmesel eşiği taşımayan pay sahibi aynı maddeye dayanarak tek başına fesih davası açamaz; başka koruma yollarını değerlendirmelidir.
Kanunda haklı sebepler sınırlı biçimde sayılmamıştır. Çoğunluk gücünün sürekli kötüye kullanılması, azlığın bilgi alma ve inceleme haklarının sistematik biçimde engellenmesi, kâr elde edildiği hâlde uzun süre haklı neden olmadan dağıtım yapılmaması, şirket malvarlığının çoğunluk yararına aktarılması, organların işlevsizleşmesi veya ortaklık amacının kalıcı biçimde gerçekleştirilemez hâle gelmesi somut olayın bütünü içinde haklı sebep oluşturabilir.
Tek bir usulsüz genel kurul kararı ya da geçici görüş ayrılığı çoğu zaman fesih için yeterli olmaz. İhlalin sürekliliği, şirketin işleyişine etkisi, davacının davranışları ve iptal davası, özel denetim veya sorumluluk davası gibi daha hafif araçların sorunu çözüp çözemeyeceği önem taşır.
Limited şirkette ortağın dava hakkı
Limited şirkette TTK m.636/3, her ortağa haklı sebeplerin varlığında şirketin feshini isteme hakkı tanır. Anonim şirketteki gibi belirli bir sermaye oranı aranmaz. Özellikle iki ortaklı ve eşit paylı şirketlerde kararların sürekli kilitlenmesi, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin şirket faaliyetini sürdürülemez biçimde bozması, bilgi ve mali hakların ağır şekilde ihlali veya şirket kaynaklarının bir ortak tarafından kendi yararına kullanılması haklı sebep tartışmasını doğurabilir.
Kişisel husumet tek başına yeterli değildir. Çatışmanın şirketin karar alma, yönetim, finansman veya faaliyetini somut biçimde felce uğratması gerekir. Uyuşmazlığı yaratan ortağın kendi davranışına dayanarak fesih istemesi de dürüstlük kuralı yönünden değerlendirilir.
Limited şirket ortağı bakımından çıkma davası, fesih davasından farklıdır. Haklı sebeple çıkmada şirket devam eder ve yalnız davacı ortağın ortaklık ilişkisi sona erer. Sorun şirketin tamamını sona erdirmeden çözülebiliyorsa çıkma daha ölçülü olabilir. Şirketin başka bir ortağı çıkarma davası açması ise genel kurul kararı ve TTK’daki özel şartlara tabidir.
Mahkeme fesih yerine neye karar verebilir?
Anonim şirkette mahkeme, fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına veya kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. Limited şirkette de mahkeme, fesih yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve çıkarılmasına ya da duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilir.
“Gerçek değer” yalnız bilançodaki nominal sermaye değildir. Şirketin varlıkları ve borçları, işletmenin sürekliliği, kârlılık, marka, müşteri çevresi, gayrimaddi değerler, ortak cari hesapları ve gerektiğinde kontrol veya azlık etkileri uzman incelemesiyle ele alınır. Değerleme tarihi ve yöntemi kararın ekonomik sonucunu ciddi biçimde değiştirir.
Mahkemenin başka çözüm yetkisi sınırsız değildir. Çözüm uyuşmazlığı gerçekten gidermeli, şirket düzenine uygulanabilir olmalı ve tarafların hakları arasında ölçülü denge kurmalıdır. Kâr dağıtımı, pay devri, belirli bir kararın alınması veya yönetim yapısının düzeltilmesi gibi alternatifler somut koşullara göre tartışılabilir; mahkeme şirketin bütün ticari yönetimini sürekli üstlenemez.
Organsızlık nedeniyle fesih farklıdır
Şirketin uzun süredir kanunen gerekli organlarından yoksun kalması veya genel kurulun toplanamaması ayrı bir sona erme sebebidir. Anonim şirkette TTK m.530 uyarınca pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Ticaret Bakanlığı şirket merkezindeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkeme önce şirketin durumunu düzeltmesi için uygun süre verir; organ kurulamaması hâlinde feshe karar verir. Limited şirkette gerekli organ eksikliği TTK m.636 kapsamındaki sona erme sebepleri içinde değerlendirilir.
Bir yönetim kurulu üyeliğinin kısa süre boş kalması ile şirketin uzun süre temsil ve karar organı olmadan kalması aynı değildir. Sicil kayıtları, toplantı çağrıları, seçimin neden yapılamadığı ve faaliyetin fiilen sürüp sürmediği incelenir.
Görevli mahkeme ve dava tarafları
Haklı sebeple fesih davasında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Dava şirkete yöneltilir. Uyuşmazlığa sebep olduğu ileri sürülen diğer ortakların her olayda davalı gösterilmesi gerekmez; ancak kararın etkisi ve savunma hakkı bakımından davanın taraf yapısı dikkatle kurulmalıdır.
Fesih talebi bir miktar paranın ödenmesine ilişkin alacak veya tazminat davası olmadığından, tek başına TTK m.5/A’daki zorunlu ticari arabuluculuk kapsamında değildir. Bununla birlikte aynı dosyada ileri sürülmek istenen para talepleri ve dava yığılması ayrıca değerlendirilmelidir.
Kanunda haklı sebeple fesih davası için özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Yine de uzun süre sessiz kalmak, ihlali kabullenmek veya şirket koşulları değiştikten sonra eski olaylara dayanmak dürüstlük kuralı ve haklı sebebin güncelliği bakımından önem taşır. Genel kurul kararının iptaline ilişkin üç aylık süre, fesih davası açılarak dolanılamaz.
Deliller ve geçici koruma
Pay ve ticaret sicili kayıtları, genel kurul ve yönetim organı tutanakları, çağrılar, finansal tablolar, banka hareketleri, ilişkili taraf işlemleri, bilgi alma talepleri, denetçi raporları ve şirket yazışmaları uyuşmazlığın sürekliliğini gösterebilir. Soyut “güven kalmadı” iddiası yerine hangi kararın alınamadığı, hangi hakkın ne zaman engellendiği ve şirketin bundan nasıl etkilendiği kronolojik biçimde açıklanmalıdır.
Dava sürerken malvarlığının boşaltılması, payların devri veya yönetim yetkisinin kötüye kullanılması tehlikesi varsa ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir şirket faaliyetini gereksiz yere durdurmamalı; korunmak istenen riskle ölçülü olmalıdır. Kayyım atanması ağır bir müdahaledir ve yalnız ortaklar anlaşamıyor diye otomatik uygulanmaz.
Fesih kararından sonra ne olur?
Karar kesinleşip sona erme tescil edildiğinde şirket tasfiyeye girer. Tasfiye memurları malvarlığını belirler, alacaklıları davet eder, alacakları tahsil eder ve borçları öder. Devam eden davalar ile sözleşmeler tasfiye amacı doğrultusunda sonuçlandırılır. Borçlar ödenmeden ve alacaklı koruma süreleri tamamlanmadan ortaklara dağıtım yapılamaz.
Fesih, yöneticilerin geçmiş işlemlerden doğabilecek sorumluluğunu veya kamu borçlarına ilişkin özel sorumlulukları silmez. Tasfiyenin eksik bırakılması ve şirketin sicilden erken silinmesi daha sonra ihya davasını gündeme getirebilir.
Sonuç olarak şirketin feshi davası, ortaklık ilişkisindeki ağır ve kalıcı bozulmanın şirket düzeyinde çözülmesi için öngörülmüş istisnai bir yoldur. Şirket türüne göre dava ehliyeti ve sermaye eşiği kontrol edilmeli; haklı sebep şirket işleyişine etkisiyle ispatlanmalı ve çıkma, payın gerçek değerle ödenmesi ya da başka bir çözümün şirketi yaşatıp yaşatamayacağı değerlendirilmelidir.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
