Anonim şirkette borcun asıl sahibi şirket tüzel kişiliğidir. Yönetim kurulu üyesi yalnız bu sıfatı taşıdığı için her şirket borcundan kişisel olarak sorumlu olmaz. Üyenin sorumluluğu; kanun veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüğünü kusuruyla ihlal etmesi, bir zarar doğması ve ihlalle zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunması hâlinde gündeme gelir. Vergi ve sosyal güvenlik alacakları gibi özel kamu hukuku sorumlulukları ise ayrı kurallara tabidir.
Yönetim kurulunun temel görev alanı
Yönetim kurulu şirketi yönetir ve temsil eder. Türk Ticaret Kanunu’nun 369. maddesi, üyelerin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmesini ve şirket menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmesini ister. Bilgiye dayalı, makul bir iş kararı ile ilgisiz veya özensiz davranış birbirinden ayrılmalıdır.
TTK 375’te sayılan bazı görev ve yetkiler devredilemez. Şirketin üst düzey yönetimi, yönetim teşkilatının belirlenmesi, muhasebe ve finansal denetim düzeninin kurulması, üst yöneticilerin atanması ile kanuna aykırılığın veya borca batıklığın mahkemeye bildirilmesi gibi çekirdek görevlerde yönetim kurulu sorumluluğu devam eder.
Üyenin yalnız toplantıya katılması değil, gerekli bilgiyi istemesi, riskleri sorgulaması ve gerektiğinde karşı oyunu gerekçesiyle tutanağa yazdırması önemlidir. Sürekli pasif kalmak, “işleri diğer üyeler yürütüyordu” savunmasını her dosyada yeterli kılmaz.
Sorumluluk davasının unsurları
TTK 553’e dayalı tazminat için genellikle beş unsur incelenir:
- Kanun veya esas sözleşmeden doğan bir yükümlülük,
- Bu yükümlülüğün ihlali,
- Üyenin kusuru,
- Şirket, pay sahibi veya alacaklı yönünden zarar,
- İhlal ile zarar arasında uygun nedensellik bağı.
Şirketin ticari kararının sonradan zarar doğurması tek başına üyenin sorumlu olduğunu göstermez. Karar verildiği tarihte mevcut bilgi, yapılan araştırma, çıkar çatışması bulunup bulunmadığı ve karar süreci değerlendirilir. Üye kişisel menfaatini şirket menfaatinin önüne koymuş, açık kanun hükmünü ihlal etmiş veya temel mali verileri incelememişse sorumluluk riski artar.
Davacı, hangi yönetim kurulu kararının veya ihmalin hangi zararı doğurduğunu somutlaştırmalıdır. “Şirket battı, bütün üyeler sorumludur” biçimindeki toplu iddia yeterli değildir.
Görev devri sorumluluğu kaldırır mı?
Yönetim ve temsil yetkisi, kanun ve esas sözleşme çerçevesinde murahhas üyeye veya müdüre devredilebilir. TTK 553/2’ye göre görevi veya yetkiyi kanuna uygun biçimde devreden kişi, seçtiği kişinin fiil ve kararlarından ancak seçimde makul özeni göstermediği ispatlanırsa sorumlu tutulabilir.
Bu koruma, devredilemez görevleri kapsamaz. Ayrıca kâğıt üzerinde devir yapılıp fiilen yetkisiz veya yetersiz kişi seçilmişse, bilgi akışı hiç kurulmamışsa ya da üye açık tehlike işaretlerini görmezden gelmişse sorumluluk devam edebilir.
Bir üye, kontrolü dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıktan sırf yönetim kurulunda bulunduğu için sorumlu tutulamaz. Bununla birlikte olay gerçekten kontrol dışı mı, yoksa üyenin bilgi alma ve gözetim görevini kullanmamasının sonucu mu olduğu somut delillerle belirlenir.
Kimler dava açabilir?
Şirket doğrudan uğradığı zararın tazminini isteyebilir. Pay sahibi de şirketin uğradığı zarar için dava açabilir; fakat hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesini talep eder. Pay sahibinin kendi malvarlığında doğrudan oluşan zarar varsa, bu zararın kişisel ve şirket zararından bağımsız hukuki sebebi ayrıca gösterilmelidir.
Şirket alacaklısı, şirket doğrudan zarar gördüğü için yöneticiden her zaman ödeme isteyemez. TTK 556, şirketin iflası hâlinde şirket alacağını takip düzenini özel olarak kurar. Alacaklının kendisine doğrudan yönelen bir haksız fiil veya kişisel taahhüt sebebiyle zararı varsa genel hükümlere dayalı kişisel talep ayrı değerlendirilebilir.
Şirketin iflas etmesi, bütün yönetim kurulu üyelerini otomatik olarak kefile dönüştürmez. İflas idaresinin ve alacaklıların dava hakkı, zararın kime ait olduğu ve talep edilen ödemenin kime yapılacağı ayrıştırılmalıdır.
Farklılaştırılmış teselsül
Aynı zarardan birden çok kişinin sorumlu olması hâlinde TTK 557 “farklılaştırılmış teselsül” sistemini uygular. Her sorumlu; kusuruna ve somut olayın koşullarına göre zararın kendisine yüklenebildiği ölçüde diğerleriyle birlikte sorumlu olur.
Bu sistem, davacının herkesten zararın tamamını hiçbir ayrım yapmadan isteyebileceği anlamına gelmez. Mahkeme her üyenin görev dönemi, bilgi düzeyi, karara katılımı, yetki devri ve kusurunu inceler. Aynı karara imza atan üyeler arasında bile sorumluluk miktarı farklı olabilir.
Karara karşı oy verip bunu gerekçesiyle tutanağa yazdıran ve gerekli önlemleri alan üyenin konumu, hiç itiraz etmeyen üyeden farklıdır. Toplantıya mazeretsiz katılmamak da her zaman sorumluluktan kurtulma yolu değildir.
İbra ve genel kurul kararı
Genel kurulun ibra kararı, şirketin bilinen olaylardan doğan sorumluluk talebi üzerinde etkili olabilir. Ancak ibra, açıklanmamış veya bilançodan anlaşılmayan işlemler için sınırsız koruma sağlamaz. İbranın kapsadığı açıklanmış maddi olaylar bakımından karar; şirketin, ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin ve ibra kararını bilerek pay edinenlerin dava hakkını kaldırır. Bu gruplar dışında kalan pay sahiplerinin şirket zararına ilişkin dava hakkı ise ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer. Pay sahibinin kendi malvarlığında doğan doğrudan zarar için ileri sürebileceği kişisel talep, şirket zararına ilişkin bu rejimden ayrıca değerlendirilmelidir.
Kuruluş ve sermaye artırımından doğan sorumlulukta TTK 559 ayrı bir sınır getirir: Şirketin tescilinden itibaren dört yıl geçmeden sulh ve ibra yoluyla sorumluluk kaldırılamaz. Dört yıl geçtikten sonra da genel kurul onayı ve kanundaki azınlık engeli dikkate alınır.
İbra ile sorumluluk davası zamanaşımı aynı şey değildir. Her biri ayrı tarihten ve ayrı koşullarla sonuç doğurur.
Zamanaşımı ve görevli mahkeme
TTK 560’a göre tazminat istemi, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilden itibaren beş yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda Türk Ceza Kanunu uyarınca daha uzun dava zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa bu uzun süre hukuk davasına da uygulanır.
Öğrenme tarihi, yalnız zararın varlığının sezilmesi değildir; zararın ve sorumlu kişinin dava açmaya elverişli ölçüde öğrenilmesi araştırılır. Sürekli ihlal veya birbirinden ayrı kararlar varsa her fiilin tarihi ayrıca değerlendirilebilir.
Yönetici sorumluluğu davası asliye ticaret mahkemesinde görülür. TTK 561, şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabileceğini düzenler. Dava bir miktar tazminatın ödenmesini konu aldığı için, ticari dava şartı arabuluculuk tamamlanmadan dava açılamaz.
Kamu borçları ve kişisel taahhütler
TTK 553 sorumluluğuyla vergi, sosyal güvenlik primi veya kamu alacağı sorumluluğu karıştırılmamalıdır. Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi farklı kişileri, dönemleri ve takip koşullarını düzenler.
Anonim şirkette kanuni temsilcinin kim olduğu; esas sözleşme, yönetim kurulu kararı, temsil yetkisi ve sicil kayıtlarına göre belirlenir. Her yönetim kurulu üyesinin her vergi borcundan aynı biçimde sorumlu olduğu genellemesi doğru değildir. Sosyal güvenlik alacaklarında ise yönetim kurulu üyeleri dahil üst düzey yönetici veya yetkililer için özel ve geniş bir müşterek-müteselsil sorumluluk düzeni bulunabilir.
Üyenin şirket borcuna şahsi kefalet vermesi, aval imzalaması veya kendi haksız fiiliyle üçüncü kişiye zarar vermesi de ayrı bir kişisel sorumluluk sebebidir. Bu durumda talep yalnız yönetim kurulu üyeliğine değil, kefalet, kambiyo veya haksız fiil hükümlerine dayanır.
Sorumluluk riskini azaltan kurumsal uygulamalar
Yönetim kurulu kararlarının gerekçeli tutulması, üyeye zamanında mali rapor sunulması, çıkar çatışmasının açıklanması ve karşı oyun tutanağa geçirilmesi önemlidir. Büyük yatırım, ilişkili taraf işlemi, şirket varlığının devri veya finansman kararında bağımsız değerleme ve uzman görüşü alınması karar sürecinin özenini gösterebilir.
Yetki devri yazılı, açık ve sicil ile iç yönerge düzenine uygun yapılmalıdır. Yönetici sorumluluk sigortası zararın finansal etkisini azaltabilir; fakat kusurlu işlemi hukuka uygun hâle getirmez ve poliçe istisnaları ayrıca incelenir.
Bir dava hazırlanırken yönetim kurulu ve genel kurul tutanakları, ticari defterler, e-postalar, denetim raporları, imza ve temsil kayıtları ile zarar hesabı birlikte ele alınmalıdır. Sorumluluk kişiselleştirilmeden toplu dava kurulması hem ispatı hem de farklılaştırılmış teselsül incelemesini zorlaştırır.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
