İşveren, icra dairesinden usulüne uygun maaş haczi yazısı aldıktan sonra çalışanın ücretinden kesinti yapmış fakat parayı icra dosyasına göndermemişse, kesilen tutardan takip alacaklısına karşı bizzat sorumlu hâle gelebilir. İcra ve İflas Kanunu m. 356, zamanında kesilmeyen veya kesildiği hâlde gönderilmeyen paranın ayrıca mahkeme kararına ihtiyaç olmadan işverenin maaşından ya da diğer mallarından icra dairesince tahsil edilmesine imkân verir.
Çalışanın bordrosundan para düşülmüş olması borcun icra dosyasında ödendiğini tek başına göstermez. Ödeme ancak dosya hesabına ulaştığında alacaktan mahsup edilir. Buna karşılık aynı tutarın hem çalışandan hem işverenden iki kez tahsil edilmemesi gerekir; bordro, banka kaydı ve icra dosyası hareketleri birlikte kontrol edilmelidir.
İşverenin maaş haczi yazısına karşı yükümlülükleri
İİK m. 355’e göre kamu veya özel sektördeki işveren ya da ödeme birimi, maaş haczi yazısı kendisine ulaştığında:
- Borçlunun çalışıp çalışmadığını ve aldığı ücret miktarını bir hafta içinde icra dairesine bildirmeli,
- Haczedilmesi gereken tutarı ilk ödeme döneminden başlayarak kesmeli,
- Kesintiyi gecikmeden icra dairesine göndermeli,
- Ücrette veya iş ilişkisinde değişiklik olursa durumu derhâl bildirmelidir.
İşverenin görevi yalnız yazıya “çalışmaktadır” cevabı vermekle bitmez. Kesinti, takip borcu sona erinceye veya icra dairesi haczin kaldırıldığını bildirinceye kadar sürer. İşten ayrılma, ücretsiz izin, maaşın azalması veya önceki sırada başka haciz bulunması gibi gelişmeler de dosyaya bildirilmelidir.
Maaştan ne kadar kesinti yapılır?
Olağan ücret alacaklarında İİK m. 83 uyarınca haczedilecek miktar ücretin dörtte birinden az olamaz. Dörtte bir oranı üst sınır değildir; çalışanın ve ailesinin geçimi gözetilerek somut olayda daha yüksek kesinti belirlenebilir. Birden fazla maaş haczi varsa hacizler sıraya alınır ve önceki haczin kesintisi bitmeden sonraki dosya için kesintiye başlanmaz. Nafaka alacakları ve özel kanunlardaki hükümler farklı sonuç doğurabilir.
İşveren kendi kararıyla bütün maaşı kesemez, haciz sırasını değiştiremez veya alacaklılar arasında paylaştıramaz. İcra dairesinin yazısında tereddüt varsa açıklama istenmelidir. Fazla kesinti işçiye karşı iş hukuku ve tazminat sorumluluğu doğurabilir; eksik kesinti ise İİK m. 356 kapsamında işverene yöneltilebilir.
Kesilen para gönderilmezse alacaklı ne yapabilir?
Alacaklı, icra dosyasındaki tahsilat hareketlerini ve işveren cevabını inceleyerek hangi aylarda kesinti yapılması gerektiğini tespit ettirebilir. İşverenin bordroda kesinti yapmasına rağmen dosyaya ödeme göndermediği anlaşılırsa, icra müdürlüğünden İİK m. 356 uyarınca işverene karşı tahsil işlemi yapılması talep edilebilir.
Bu yol için önce işverene karşı ayrı bir alacak davası açılıp ilam alınması gerekmez. İcra dairesi, ödenmeyen miktarı işverenin maaşı veya diğer malvarlığı üzerinden tahsil edebilir. Ancak sorumluluk, işverene usulüne uygun tebliğ edilen maaş haczi yazısının kapsamı ve ödemekle yükümlü olduğu dönemlerle sınırlıdır. Yazının tebliğinden önceki ücretler veya işçinin çalışmadığı dönemler otomatik olarak işverene yüklenemez.
İşveren, borçlu çalışana yapılmış gerçek ödemeleri, önceki haciz sırasını veya iş ilişkisinin sona erdiğini belgeleriyle ortaya koyabilir. İcra müdürlüğünün m. 356 uygulamasının kanuna aykırı olduğu düşünülüyorsa icra mahkemesine şikâyet yolu gündeme gelir.
Çalışan aynı tutarı yeniden ödemek zorunda kalır mı?
İşveren maaştan gerçekten kesinti yaptıysa çalışan, parayı fiilen alamamıştır. Buna rağmen tutar icra dosyasına girmediği için dosya borcu kâğıt üzerinde azalmamış görünebilir. Bu durumda çalışanın bordroları, ücret hesap pusulaları ve net maaş ödemelerini gösteren banka kayıtları ispat bakımından belirleyicidir.
İİK m. 356, işverene çalışana karşı rücu hakkı tanır. Fakat bu hüküm, işverenin çalışandan daha önce kesip göndermediği parayı ikinci kez isteyebileceği anlamına gelmez. Rücu, işverenin kendi malvarlığından ödemek zorunda kaldığı fakat çalışandan kesmediği veya çalışana fazla ödediği tutarlarla ilişkili olarak değerlendirilir. Kesinti zaten bordroda ve banka ödemesinde gerçekleşmişse mükerrer tahsil itirazı ileri sürülebilir.
Çalışanın icra dosyasına şu belgeleri sunması yararlı olur:
- Kesintinin görüldüğü aylık bordrolar,
- Kesinti sonrası net ücretin yatırıldığı banka ekstreleri,
- İşverenin maaş haczi yazısına verdiği cevap,
- İcra dosyasının tahsilat dökümü,
- Varsa işverenle yapılan yazışmalar.
İşveren kesinti yaptıktan sonra parayı kullanabilir mi?
Maaştan kesilen haciz tutarı, işverenin serbestçe kullanabileceği işletme kaynağı değildir. Kanuni amaç, paranın icra dairesine gönderilmesidir. Nakit sıkıntısı, muhasebe hatası veya şirket içi onay beklenmesi gönderme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Cebrî tahsil sorumluluğunun doğması için işverenin kasıtlı davranmış olması şart değildir; kesintinin gönderilmemiş olması yeterlidir. Bununla birlikte olayın özelliklerine göre iş hukuku, şirket yöneticilerinin sorumluluğu veya ceza hukuku bakımından ayrı değerlendirmeler gündeme gelebilir. Her gecikme için otomatik olarak belirli bir suç oluştuğu söylenemez.
İşten ayrılma bildirilmezse ne olur?
İşçi işten ayrıldığında işveren bu değişikliği icra dairesine bildirmelidir. Ayrılış tarihinden sonra ücret ödeme yükümlülüğü yoksa, sırf bildirimin gecikmesi nedeniyle gelecekteki varsayımsal maaş kesintilerinin tamamından sorumlu tutulması beklenmez. Fakat son ücret, kıdem veya ihbar tazminatı, izin ücreti gibi işçilik alacaklarının haciz yazısının kapsamına girip girmediği ayrıca incelenir.
Yeni işveren, eski işverene gönderilen haciz yazısıyla kendiliğinden bağlı olmaz; icra dairesinin yeni işverene de usulüne uygun bildirim yapması gerekir. Borçlunun işyeri değişikliğini bildirmesi, dosyanın yeni maaş kaynağına yönelmesini hızlandırır.
Dosya borcu ve haciz sırası mutlaka kontrol edilmeli
Uzun süren maaş hacizlerinde faiz ve masraflar işlemeye devam edebilir. İşverenin düzenli gönderim yaptığını varsaymak yerine belirli aralıklarla dosya hesabı alınmalıdır. Bir haciz bittiğinde sonraki sıradaki dosyaya geçiş yazısının gelip gelmediği de kontrol edilmelidir.
Sonuç olarak kesinti yapıp göndermeyen işveren, icra dairesi karşısında doğrudan tahsil riski taşır. Çalışanın korunması ise kesintiyi ispatlayan belgelerin sunulması ve aynı tutarın iki kez tahsil edilmesinin önlenmesiyle sağlanır.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
