Ortaklığın giderilmesi davasında davalının talebi ilk fırsatta kabul etmesi, yargılama giderlerinden otomatik olarak tamamen kurtulmasını sağlamaz. Bu davalar klasik anlamda bir tarafın kazanıp diğerinin kaybettiği davalardan değildir; “iki taraflı” dava olarak kabul edilir. Paydaşların tamamı ortaklığın aynen paylaşma veya satış yoluyla sona ermesinden yararlandığı için, mahkeme giderleri ve vekâlet ücreti uygulamada çoğunlukla payları oranında taraflara yükletilir.

İcra dosyası, haciz bildirimi ve ödeme takvimi

Bununla birlikte gereksiz gider çıkaran, taraf teşkilini zorlaştıran veya yargılamayı dürüstlük kuralına aykırı davranışla uzatan kişi yönünden farklı bir gider kararı verilebilir. Sonuç yalnız “kabul ediyorum” cümlesine değil, pay oranlarına, tarafların taleplerine ve giderin neden doğduğuna göre belirlenir.

Ortaklığın giderilmesi neden iki taraflı davadır?

Paylı mülkiyette her paydaş, Türk Medeni Kanunu m. 698’deki şartlarla malın paylaşılmasını isteyebilir. Mal aynen bölünmeye uygun değilse veya bölünme önemli değer kaybına yol açacaksa satış yoluyla ortaklık giderilir. Elbirliği mülkiyetinde de ilgili miras ve mülkiyet kuralları uygulanır.

Davalı “ben de satış istiyorum” dediğinde davacının karşısında haksız çıkan bir taraf hâline gelmez; aslında ortaklığın sona ermesi yönünde aynı hukuki sonuçtan yararlanır. Davalı ortaklığın sürmesini istese bile paydaşlardan birinin kanuni paylaşma hakkı varsa, sırf karşı çıkışı davayı klasik çekişmeli alacak davasına dönüştürmez.

Bu özellik, HMK’daki genel “aleyhine hüküm verilen taraf giderleri öder” kuralının ortaklığın giderilmesi yargılamasında farklı somutlaşmasına yol açar. Yerleşik uygulamadaki pay oranına göre dağıtımın temeli de tarafların hükümden birlikte yararlanmasıdır.

Kabul hâlinde HMK m. 312 neden tek başına çözüm değildir?

Genel kural olarak davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebep olmamış ve ilk duruşmada talebi kabul etmişse yargılama giderlerinden sorumlu tutulmayabilir. Bu kural borç, tazminat veya tapu iptali gibi tek taraflı sonuç doğuran pek çok davada önemlidir.

Ortaklığın giderilmesinde ise mahkeme kararı bütün paydaşların ortak mülkiyet ilişkisini sona erdirir. Davalı da hükümden yararlanır ve karar onun payı üzerinde doğrudan sonuç doğurur. Bu nedenle yalnız kabul beyanı, payı oranında gider katılımını kural olarak ortadan kaldırmaz. Mahkeme, davalının kabulünü kararın şekli ve çekişmenin kapsamı açısından dikkate alabilir; fakat giderler bakımından davanın iki taraflı niteliğini gözetir.

Hangi giderler paylaştırılır?

Yargılama giderleri arasında başvuru ve karar harçları, tebligat, keşif, bilirkişi, tapu ve nüfus kayıtlarının getirtilmesi, ilan ve diğer zorunlu işlemler için yapılan masraflar bulunabilir. Vekille takip edilen dosyada Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hükmedilen karşı vekâlet ücreti de yargılama gideridir.

Davacı bu giderlerin önemli bölümünü dava başında avans olarak yatırır. Bu, nihai olarak bütün gideri üstleneceği anlamına gelmez. Hükümde giderin paydaşlara tapu veya miras payları oranında yükletilmesine karar verilebilir. Davacı, kendi payına düşen bölüm dışında kalan kısmı diğer paydaşlardan tahsil eder.

Satış kararı sonrası satış memurluğunda doğan ilan, kıymet takdiri ve satış giderleri ise satış bedelinin dağıtımı sırasında ayrıca hesaba katılır. Mahkeme yargılama gideri ile satış aşamasındaki gider aynı kalem değildir.

Vekâlet ücreti nasıl değerlendirilir?

Ortaklığın giderilmesi davalarında vekâlet ücreti, davanın para ile ölçülebilen bir alacak davası olmaması ve özel niteliği nedeniyle tarifedeki kurallara göre belirlenir. Uygulamada maktu vekâlet ücretinin paydaşlara payları oranında yükletilmesi esastır. Dava konusu birden fazla taşınmaz olsa da tek dava ve ortak hukuki sebep bulunması, her taşınmaz için ayrı ücret verilmesini gerektirmez.

Tarafların her birinin kendi avukatıyla yaptığı ücret sözleşmesi ayrıdır. Mahkemenin hükmettiği karşı vekâlet ücreti, özel sözleşmedeki ücreti otomatik olarak karşılamaz. Davalı “davayı kabul ettim” diye kendi avukatına karşı sözleşmesel ücret borcundan da kurtulmaz.

Pay oranı neden önemlidir?

Yüzde elli paya sahip bir paydaş ile yüzde bir payı bulunan paydaşın gider yükünün aynı olması çoğu olayda adil değildir. İki taraflı dava yaklaşımı, her paydaşın hükümden elde ettiği ekonomik ve hukuki menfaati payına bağlar. Bu nedenle tapu kaydı, mirasçılık belgesi ve pay değişiklikleri hüküm kurulmadan güncel hâle getirilmelidir.

Dava sırasında pay devredilmişse HMK m. 125 ve maddi hukuk kuralları uyarınca yeni malikin dosyaya etkisi değerlendirilir. Eski paydaşın dava tarihindeki davranışı ile yeni paydaşın hüküm tarihindeki payı, gider sorumluluğunda ayrıca tartışma yaratabilir.

Gereksiz gider çıkaran taraf daha fazla sorumlu olabilir

HMK m. 327, dürüstlük kuralına aykırı davranan veya gereksiz yere davanın uzamasına sebep olan tarafın, davada lehine karar verilse bile karar ve ilam harcı dışındaki yargılama giderlerinin tamamından ya da bir kısmından sorumlu tutulmasına imkân verir. Ortaklığın giderilmesinde de bu kural uygulanabilir.

Örneğin bilinen mirasçıyı saklamak, açık tapu kaydına rağmen ilgisiz kişileri davaya ekletmek, keşfi tekrar tekrar engellemek veya daha önce sunulabilecek belgeyi sebepsiz geciktirmek ek masrafa yol açabilir. Buna karşılık bir paydaşın aynen taksim talep etmesi, değer tespitine itiraz etmesi ya da kanun yoluna başvurması tek başına kötü niyet sayılmaz; savunma hakkının kullanılması ile gereksiz uzatma ayrılmalıdır.

Dava açılmadan önce kabul veya anlaşma varsa

Paydaşların tamamı paylaşmanın biçimi üzerinde anlaşabiliyorsa, tapuda resmî işlem veya miras paylaşma sözleşmesi gibi uygun yöntemlerle mahkemeye gitmeden ortaklığı sona erdirebilir. Yalnız sözlü “satışa razıyım” beyanı, taşınmaz mülkiyetini devretmez. Resmî işlem yapılmıyor ve bir paydaş imzadan kaçınıyorsa dava zorunlu hâle gelebilir.

1 Eylül 2023’ten beri ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava öncesi arabuluculuk zorunludur. Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa taşınmaz devri ve icra edilebilirlik bakımından 6325 sayılı Kanunun özel şekil ve şerh kurallarına uyulmalıdır. Anlaşma olmazsa son tutanakla sulh hukuk mahkemesinde dava açılır.

Davalı gider kararına itiraz edebilir mi?

Davalı, hükümde payından fazla gider veya vekâlet ücreti yüklendiğini düşünüyorsa kararın bu bölümünü kanun yoluna taşıyabilir. Başvuruda yalnız davayı kabul ettiğini söylemek yerine, dava açılmasına neden olmadığını, hangi giderin kendi davranışıyla ilgili bulunmadığını ve pay oranının nasıl yanlış hesaplandığını somutlaştırmalıdır.

Mahkeme de hüküm fıkrasında toplam gideri, taraflar arasındaki dağılımı ve vekâlet ücretini tereddüde yer bırakmayacak biçimde göstermelidir. “Giderlerin davalılardan alınmasına” denilip pay oranlarının açıklanmaması infazda sorun yaratabilir.

Sonuç olarak kabul, ortaklığın giderilmesi yargılamasını kolaylaştırabilir ve çekişmeyi daraltabilir; ancak davalının hükümden yararlanan paydaş sıfatını ortadan kaldırmaz. Genel uygulama, giderlerin paylar oranında paylaşılmasıdır; kötü niyetli veya gereksiz masraf doğuran davranışlar bu dengeyi değiştirebilir.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — Kaynağı aç
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – TBMM — Kaynağı aç
  3. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu – Adalet Bakanlığı — Kaynağı aç
  4. 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hakkında Türkiye Barolar Birliği duyurusu — Kaynağı aç