İcra takibi başlatılmadan önce ölmüş bir kişi adına yeni takip açılamaz. Ölen kişinin taraf ehliyeti sona erdiği için, ödeme emrinin onun adına düzenlenip eski adresine gönderilmesi geçerli bir takip oluşturmaz. Alacaklı, borcun niteliğine göre mirasçılara, tereke temsilcisine veya resmî tasfiye makamına yönelmelidir.

İcra dosyası, haciz bildirimi ve ödeme takvimi

Borçlu takip başladıktan sonra ölürse sonuç farklıdır. İcra ve İflas Kanunu m. 53, başlamış takibin belirli bekleme sürelerinden sonra mirasçılara veya şartları varsa terekeye karşı devamına imkân verir. Bu iki durumun karıştırılması, takibin iptaline ve süre kaybına yol açabilir.

Borçlu takipten önce ölmüşse

Takip talebinde borçlu olarak gösterilen gerçek kişinin takip tarihinde hayatta olması gerekir. Ölüm daha önce gerçekleşmişse ölü kişi adına ödeme emri çıkarılması, tebligatın bir yakınına yapılması veya mirasçıların sonradan dosyaya eklenmesi kural olarak başlangıçtaki taraf ehliyeti eksikliğini gidermez. Yeni ve doğru taraflara yöneltilmiş takip gerekir.

Alacaklı önce nüfus kayıtlarından ölüm tarihini ve mirasçılık belgesinden mirasçıları belirlemelidir. Miras henüz paylaşılmamış olsa dahi “muris” veya “tereke” adı yazılarak her durumda yeni takip açılamaz; terekenin temsil biçimi ve İİK’daki özel istisnalar incelenir.

Takibe dayanak bir ilam varsa ilamda borçlu görünen kişinin ölümünden sonra mirasçılara karşı icra edilebilirliği, külli halefiyet ve ilamın sübjektif sınırları çerçevesinde değerlendirilir. İlamlı takipte de ödeme veya icra emri hayatta olmayan kişiye gönderilmemelidir.

Borçlu takip sırasında ölürse

Geçerli takip devam ederken borçlunun ölmesi hâlinde, tereke borçları için ölüm günüyle birlikte üç gün takip işlemleri geri bırakılır. Takibin mirasçılara yöneltilmesi isteniyorsa, mirasçıların mirası kabul veya ret durumları dikkate alınır. Miras açıkça kabul edilmemişse kural olarak ret süresinin sonuna kadar mirasçılara karşı cebrî icra işlemleri bekletilir.

Tereke henüz paylaşılmamış, resmî tasfiyeye tabi tutulmamış ve mirasçılar arasında aile malları ortaklığı kurulmamışsa, borçlu hayatta olsaydı hangi takip yolu uygulanacak idiyse başlamış takip terekeye karşı o şekilde sürdürülebilir. Bu, yalnız borçlu hayattayken geçerli biçimde başlamış takip için kanuni bir imkândır.

Alacaklı takip dosyasına ölüm kaydı ve mirasçılık belgesi sunarak takibin kime karşı sürdürüleceği konusunda işlem yapılmasını istemelidir. Mirasçılara yapılacak bildirim ve ödeme emrinin yenilenmesi, seçilen takip yolu ve dosyanın aşamasına göre belirlenir.

Mirasın reddi süresi ne kadardır?

Türk Medeni Kanunu m. 606’ya göre miras, kural olarak üç ay içinde reddedilebilir. Yasal mirasçılar için süre, mirasbırakanın ölümünü ve mirasçılık sıfatını öğrendikleri tarihten; atanmış mirasçılar için resmî bildirimin yapıldığı tarihten başlar. Önemli sebepler varsa sulh hâkimi süreyi uzatabilir veya yeni süre verebilir.

Mirasçı, ret süresi dolmadan tereke mallarına olağan yönetim dışı şekilde karışır, mal saklar veya kendine mal ederse ret hakkını kaybedebilir. Öte yandan mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras kanunen reddedilmiş sayılabilir. Bu “hükmen ret” iddiası, terekenin gerçek mali durumu ve mirasçının davranışları üzerinden değerlendirilir.

Miras reddedilirse borç ne olur?

Mirası süresinde ve geçerli biçimde reddeden mirasçı, kural olarak tereke borçlarından kişisel olarak sorumlu olmaz. Takipte bu kişiye yöneltilen işlemlere karşı ret kararı veya sulh hukuk kaydı sunulabilir. Bütün en yakın yasal mirasçılar mirası reddederse tereke, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; alacaklı alacağını tasfiye sürecinde bildirir.

Ret beyanı borcu ortadan kaldırmaz; borcun hangi malvarlığından ve hangi usulle karşılanacağını değiştirir. Mirasçının mirasbırakandan bağımsız kişisel borcu, kefaleti veya müşterek borçluluğu varsa mirası reddetmesi kendi borcunu sona erdirmez.

Miras kabul edilirse sorumluluk payla sınırlı mı?

Mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle terekeyi bir bütün olarak kanun gereği kazanır. Mirası reddetmeyen mirasçılar, TMK m. 641 uyarınca tereke borçlarından müteselsilen sorumludur. Bu sorumluluk kural olarak yalnız miras payının değeriyle sınırlı değildir; mirasçının kişisel malvarlığına da yönelinebilir.

Alacaklı, müteselsil sorumluluk nedeniyle borcun tamamını mirasçılardan birinden talep edebilir. Borcu payından fazla ödeyen mirasçının diğer mirasçılara iç ilişkide rücu hakkı vardır. Paylaşmadan sonra müteselsil sorumluluğun devam süresi ve muacceliyet tarihi için TMK m. 681’deki beş yıllık kural ayrıca gözetilir.

“Her mirasçı yalnız miras hissesi kadar borç öder” düşüncesi bu nedenle her zaman doğru değildir. Resmî defter tutulması, resmî tasfiye veya özel sorumluluk sınırlamaları varsa durum değişebilir.

Ödeme emri ölenin adresine tebliğ edilirse

Ölen kişi adına yapılan tebligat, aynı evde yaşayan mirasçı teslim alsa bile kural olarak mirasçıya yapılmış geçerli ödeme emri sayılmaz. Tebligatın muhatabı ve takip borçlusu yanlışsa icra mahkemesine şikâyet gündeme gelir. Mirasçıların ölümden ve dosyadan haberdar olması, usulsüz kurulmuş takibi her durumda geçerli hâle getirmez.

Buna karşılık takip hayattayken başlamış ve ödeme emri geçerli şekilde borçluya tebliğ edilmişse, ölümden sonraki devam işlemleri başlangıçtan itibaren yok sayılamaz. Dosyanın hangi aşamada bulunduğu belirleyicidir.

Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler

Borçlunun ölümü alacağı veya zamanaşımını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mirasçılık belgesi alma ve ret süresini bekleme sırasında alacağın zamanaşımına uğrama riski değerlendirilmelidir. Ölü kişi adına geçersiz biçimde açılan takibin zamanaşımını keseceğine güvenilmemelidir.

Kambiyo senedi, kira alacağı, ilam veya sözleşme alacağı için farklı zamanaşımı süreleri vardır. Ölüm öğrenildiğinde önce doğru borçlu ve temsil biçimi tespit edilerek süresinde geçerli takip veya dava açılmalıdır.

Alacaklı ve mirasçı için belge kontrolü

Alacaklı bakımından ölüm kayıt örneği, mirasçılık belgesi, ret kararları, tereke temsilcisi veya resmî tasfiye bilgisi gerekir. Mirasçı bakımından ise ödeme emrinin kimin adına düzenlendiği, takip tarihi ile ölüm tarihi, borcun terekeye ait olup olmadığı ve ret süresinin durumu kontrol edilmelidir.

Sonuç olarak ölümden önce açılmış takip devam ettirilebilir; ölümden sonra ölü kişi adına yeni takip başlatılamaz. Doğru yol, mirasın durumu ve terekenin temsil şekline göre yaşayan mirasçılara veya yetkili tasfiye makamına yönelmektir.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu – Adalet Bakanlığı — Kaynağı aç
  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — Kaynağı aç
  3. Borçlunun ölümü ve İİK m. 53’e ilişkin TBMM kanun görüşmeleri — Kaynağı aç