İşyerinde meydana gelen darp olayı aynı anda üç farklı hukuki sürece konu olabilir: saldırgan hakkında ceza soruşturması veya davası, zarar gören çalışanın maddi ve manevi tazminat davası ve Sosyal Güvenlik Kurumunun yaptığı ödemeler için sorumlulara yöneltebileceği rücu davası. Bu dosyalar aynı olayı inceler; fakat amaçları, tarafları ve cevapladıkları sorular farklıdır. Ceza dosyasındaki karar tazminat ve rücu davalarını otomatik olarak sonuçlandırmaz.
Ceza yargılaması failin suç işleyip işlemediğini ve ceza sorumluluğunu araştırır. Tazminat davası zarar, kusur, işverenin gözetme borcu ve uygun illiyet bağını inceler. SGK rücu davasında ise Kurumun hangi sigorta yardımlarını yaptığı, 5510 sayılı Kanun’daki rücu koşullarının oluşup oluşmadığı ve talep edilebilir tutarın kanuni sınırları belirlenir.
Darp olayı ne zaman iş kazasıdır?
5510 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre sigortalının işyerinde bulunduğu sırada gerçekleşen ve onu hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay iş kazası olabilir. Saldırının çalışma arkadaşı, işveren, müşteri veya başka bir üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilmesi sosyal güvenlik niteliğini tek başına değiştirmez.
Olayın iş kazası kabul edilmesi için ceza mahkûmiyeti beklenmez. SGK; olay bildirimi, kolluk ve sağlık kayıtları, tanıklar ve işyeri belgeleri üzerinden kendi incelemesini yapabilir. Ceza dosyasında failin kastı ispatlanamasa bile işyerinde meydana gelen olay ile bedensel veya ruhsal zarar arasındaki bağ sosyal güvenlik yönünden kurulabilir.
İş kazası tespiti ile işveren kusuru ayrıdır. Çalışanın işyerinde saldırıya uğraması Kurum yardımlarını gündeme getirebilir; ancak işverenin tazminat veya rücu sorumluluğu için güvenlik önlemlerindeki eksiklik, olayın öngörülebilirliği ve nedensellik ayrıca değerlendirilir.
Ceza mahkemesinin kararı hukuk hâkimini bağlar mı?
Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi açık bir ayrım yapar. Hukuk hâkimi, zarar verenin kusurunu ve ayırt etme gücünü değerlendirirken ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleriyle veya ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değildir. Ceza hâkiminin kusur ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.
Bu nedenle “beraat etti, tazminat çıkmaz” veya “mahkûm oldu, işveren de kesin sorumludur” sonuçları doğru değildir. Beraat, fiilin sanık tarafından işlenmediğinin kesin tespitine değil; kastın, şikâyet şartının veya ceza için gereken ispat düzeyinin oluşmamasına dayanabilir. Kararın gerekçesi okunmadan yalnız sonuç kısmına bakılamaz.
Öte yandan ceza dosyasındaki kamera görüntüleri, adli muayene raporları, tanık ifadeleri, olay yeri tutanakları ve uzman raporları hukuk dosyasında güçlü deliller olabilir. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararındaki, saldırının kim tarafından, nerede ve nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin maddi vakıa tespitleri ise hukuk hâkimi bakımından kural olarak bağlayıcı kabul edilir. Hukuk hâkimi yine de işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünü ve zararın kapsamını kendi dosyasındaki talepler üzerinden inceler.
Hukuk davası ceza davasını bekler mi?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi, bir davadaki hükmün başka bir davada veya makam kararında belirlenecek hususa bağlı olması hâlinde yargılamanın bekletilebilmesine imkân verir. Bu, her darp dosyasında ceza davasının mutlaka sonuna kadar bekleneceği anlamına gelmez.
Failin kimliği, saldırının gerçekleşip gerçekleşmediği veya sağlık raporunun gerçekliği ceza dosyasında ayrıntılı araştırılıyorsa bekletici mesele kararı yararlı olabilir. Buna karşılık hukuk mahkemesinin önünde yeterli delil varsa veya ceza dosyasının konusu işverenin önlem eksikliğiyle ilgisizse beklemek gerekmeyebilir. Bekleme kararı zamanaşımı süresini kaçırmak için gerekçe değildir; hukuk davasının süresinde açılması ayrı bir konudur.
İşverenin tazminat sorumluluğu nasıl incelenir?
Türk Borçlar Kanunu m. 417 ve 6331 sayılı Kanun, işverene işçinin kişiliğini ve iş sağlığı ile güvenliğini koruma yükümlülüğü getirir. Darp olayında önce riskin öngörülebilir olup olmadığı sorulur. Daha önce tehdit veya kavga yaşanmış mı, işverene bildirim yapılmış mı, saldırganın girişine karşı kontrol var mı, vardiya ve güvenlik organizasyonu yeterli mi, olay başladığında müdahale prosedürü işletilmiş mi?
Saldırganın ceza sorumluluğu işverenin önlem eksikliğini ortadan kaldırmaz. Her ikisi aynı zarardan farklı nedenlerle sorumlu olabilir. Tersine işveren gerekli bütün makul önlemleri almış ve olay tamamen ani, kişisel ve önlenemez biçimde gerçekleşmişse yalnız saldırganın sorumluluğu söz konusu olabilir.
Zarar gören çalışanın saldırıya katkısı bulunduğu iddia ediliyorsa provokasyon, meşru savunma ve birlikte kusur somut delillerle incelenir. İşyerinde karşılıklı tartışma yaşanması, tartışmanın ağırlığıyla orantısız bir karşı şiddeti kendiliğinden haklı kılmaz.
SGK rücu davasında ne araştırılır?
5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi, iş kazasının işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmesi hâlinde Kurumun belirli ödemeleri kanuni sınırlar içinde işverene ödettirebilmesine imkân verir. Kaza üçüncü kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse Kurum, Kanun’da öngörülen ölçüde üçüncü kişiye ve kusuru bulunması hâlinde onu çalıştırana rücu edebilir.
Rücu hesabı, çalışanın işverenden isteyebileceği tazminatın basit kopyası değildir. Kurumca yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler, bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, kusur oranları ve Kanun’daki tavanlar ayrı hesaplanır. Manevi tazminat SGK’nın yaptığı bir sigorta ödemesi olmadığı için rücu davasının kalemi değildir.
Ceza dosyasındaki “asli kusur” veya “tali kusur” değerlendirmesi de SGK rücu hâkimini tek başına bağlamaz. Ceza bilirkişisi failin ceza sorumluluğuna, iş güvenliği bilirkişi heyeti ise işverenlerin mevzuata uygun önlemlerine farklı açıdan bakar. Rücu yargılamasında kazanın oluşuna etkili iş sağlığı ve güvenliği ihlalleri somutlaştırılmalıdır.
Saldırgan çalışan ise işveren her durumda sorumlu mudur?
Saldırgan aynı işverenin çalışanıysa, işverenin yardımcı kişinin fiilinden sorumluluğu ve organizasyon kusuru gündeme gelebilir. Ancak salt iş arkadaşlığı otomatik tam sorumluluk anlamına gelmez. Kavganın işle bağlantısı, işverenin seçim, talimat ve denetim özeni, önceki şikâyetler ve olayın çalışma sırasında mı tamamen kişisel alanda mı çıktığı incelenir.
Saldırgan başka bir alt işverenin çalışanıysa asıl işveren-alt işveren ilişkisi, işyerindeki ortak güvenlik koordinasyonu ve her şirketin fiilî rolü belirlenmelidir. Sözleşmede güvenliğin bir şirkete bırakılmış olması, diğer işverenlerin kanuni yükümlülüklerini her durumda ortadan kaldırmaz.
Dosyalar arasında hangi belgeler taşınmalıdır?
Ceza dosyasının yalnız iddianame ve kararını sunmak çoğu zaman yeterli değildir. Şu kayıtların tam ve okunabilir örnekleri önem taşır:
- Olay yeri ve kolluk tutanakları
- Kamera görüntülerinin aslı ve çözüm tutanakları
- İlk adli muayene ile sonraki tedavi ve iş göremezlik raporları
- Tanıkların soruşturma ve duruşma anlatımları
- Tehdit veya önceki olaylara ilişkin işyeri bildirimleri
- Risk değerlendirmesi, vardiya, güvenlik ve eğitim kayıtları
- SGK iş kazası tahkikatı, gelir bağlama ve ödeme belgeleri
- Kesinleşmiş ceza kararının gerekçesi
Belgeler arasında çelişki varsa her mahkeme kendi görev alanı bakımından bu çelişkiyi gidermelidir. Bir raporda “iş kazası”, diğerinde “adli olay” yazması tek başına belirleyici değildir; kanuni tanım ve maddi olay esas alınır.
Sonuç
Ceza dosyası işyerindeki darp olayının kim tarafından ve nasıl gerçekleştirildiğini aydınlatabilir, fakat tazminat ve SGK rücu davalarını otomatik olarak bağlamaz. Hukuk hâkimi zarar ile özel hukuk sorumluluğunu; rücu hâkimi Kurum ödemeleri ve 5510 sayılı Kanun’daki şartları ayrıca değerlendirir. Sağlıklı sonuç için ceza dosyasındaki delillerin tamamı alınmalı, işverenin güvenlik organizasyonu bağımsız biçimde incelenmeli ve her talep kendi zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmelidir.
İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
