Mobbing, işyerindeki her tartışma, ağır eleştiri veya hukuka aykırı işlem için kullanılan genel bir ad değildir. Hukuki değerlendirmede davranışların iş ilişkisi içinde gerçekleşmesi, belirli bir süreklilik ve sistematiklik göstermesi, çalışanın kişiliğini veya mesleki konumunu hedef alması ve olayların bütünü içinde yıldırma, dışlama ya da işten uzaklaştırma amacı veya etkisi taşıması önemlidir. İspat da tek bir “mobbing belgesi”yle değil, birbirini tamamlayan olay ve kayıtların oluşturduğu bütünle yapılır.

Çalışan figürü, iş sözleşmesi ve delil dosyası

6 Mart 2025 tarihli 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi psikolojik tacizi; çalışanların belirli bir süre kasıtlı ve sistematik biçimde aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliği ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması ve yıldırılması gibi davranışlarla açıklar. Genelge, işveren ve yöneticilerin önleyici ve koruyucu politikalar geliştirmesini; iddiaların etkin ve süratli biçimde, gizlilik gözetilerek araştırılmasını vurgular. Bununla birlikte bir tazminat veya işçilik alacağı uyuşmazlığında mobbingin oluşup oluşmadığına somut delilleri değerlendiren mahkeme karar verir.

İspat edilmesi gereken, tek tek sözler değil davranış örüntüsüdür

Mobbing iddiasının güçlü olması için önce olaylar kronolojik bir yapıya oturtulmalıdır. Görevlerin sebepsiz ve sürekli geri alınması, çalışanın toplantı ve bilgi akışından dışlanması, sürekli küçük düşürücü hitaplara maruz bırakılması, gerçekçi olmayan hedeflerle başarısız gösterilmeye çalışılması, mesleki yetkinliğiyle ilgisiz işlere yöneltilmesi veya benzer çalışanlardan sistematik biçimde farklı muamele görmesi tek tek ve bağlamlarıyla gösterilir.

Bu olaylardan biri tek başına mobbing sonucuna yetmeyebilir. Örneğin işverenin yönetim hakkı kapsamında verdiği ölçülü bir görev, haklı bir performans eleştirisi veya bir defalık nezaketsiz davranış psikolojik taciz olmayabilir. Ancak aynı işlemler, uzun bir dışlama ve itibarsızlaştırma zincirinin parçalarıysa farklı anlam kazanabilir. Bu nedenle tarih, fail, tanık, kullanılan ifade, verilen talimat ve hemen sonrasında meydana gelen gelişme birlikte kayda geçirilmelidir.

İspat yükü ve “emare” yaklaşımı

Genel ispat kuralına göre bir haktan kendi lehine sonuç çıkaran taraf, dayandığı olguları ispatlar. Mobbing çoğu kez kapalı iş ilişkileri içinde, yazılı talimat verilmeksizin veya görünüşte olağan yönetim işlemleri kullanılarak gerçekleştiği için doğrudan ispat güç olabilir. Uygulamada çalışandan her olayın tartışmasız ve tek başına kesin kanıtını sunması değil, iddianın ciddi olduğunu gösteren tutarlı olgular ve emareler ortaya koyması beklenir; işveren de bu işlemlerin haklı ve objektif nedenlerini açıklayabilir.

İş Kanunu’nun 5. maddesindeki ayrımcılık yasağına dayanan bir iddiada özel bir ispat kolaylığı vardır: işçi ihlal ihtimalini güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren ihlalin bulunmadığını ispatlamakla yükümlü olur. Fakat her mobbing iddiası ayrımcılık iddiası değildir. Ayrımcılık temeli bulunmayan dosyada İş Kanunu m. 5’teki bu özel kural otomatik olarak uygulanmaz. Mobbing, eşit davranma borcunun yanı sıra işçinin kişiliğini koruma borcu ve kişilik hakları çerçevesinde de incelenebilir.

Hangi deliller birlikte anlam kazanır?

Delilin değeri, gerçekliğine olduğu kadar olayla bağlantısına ve nasıl elde edildiğine de bağlıdır. Başlıca delil grupları şunlardır:

  • E-posta, kurumsal mesajlaşma ve yazılı talimatlar
  • Görev tanımı değişiklikleri, performans kayıtları, savunma istemleri ve disiplin belgeleri
  • Toplantı davetleri, vardiya çizelgeleri ve iş dağılımını gösteren kayıtlar
  • Olayları bizzat gören veya işyerindeki değişimi doğrudan bilen tanıklar
  • İşverene, insan kaynaklarına, etik hatta veya kuruma yapılan tarihli başvurular ve verilen cevaplar
  • Hukuka uygun kamera görüntüleri, giriş-çıkış kayıtları ve diğer dijital veriler
  • Sağlık muayeneleri, tedavi kayıtları ve işyeri hekimi başvuruları

Sağlık raporu, çalışanın ruhsal veya fiziksel etkilenmesini gösterebilir; fakat taciz davranışını kimin gerçekleştirdiğini ve hukuken mobbing oluştuğunu tek başına belirlemez. Benzer şekilde tanık anlatımı da yalnızca “mobbing vardı” şeklindeki kanaatten ibaretse zayıf kalır. Tanığın gördüğü veya duyduğu belirli olayları, tarih ve bağlamıyla anlatması daha değerlidir.

Kronoloji neden güçlü bir araçtır?

İyi kurulmuş bir kronoloji, birbirinden kopuk görünen işlemlerin ortak yönünü görünür kılar. Örneğin olumlu performans kayıtlarının ardından yapılan bir şikâyet, şikâyetten hemen sonra görevlerin alınması, ardından peş peşe savunma istenmesi ve çalışanın toplantılardan çıkarılması arasında zaman bağlantısı varsa bu sıralama önemlidir. Tam tersine, belgeler performans sorunlarının şikâyetten çok önce başladığını gösteriyorsa işverenin açıklaması güçlenebilir.

Kronoloji hazırlanırken yalnız iddiayı destekleyen değil, aksi yöndeki kayıtlar da göz ardı edilmemelidir. Tarihi bilinmeyen ekran görüntüleri, sonradan değiştirilmiş dosyalar ve kaynağı belirsiz notlar yerine doğrulanabilir kayıtlar tercih edilmelidir. Orijinal e-posta başlıkları, sistem kayıtları ve belgenin kimden kime gönderildiği gibi bilgiler delilin güvenilirliğini artırır.

Ses kaydı ve gizli görüntü alınırken hukuka uygunluk sorunu

Çalışanın kendisini koruma isteği, her türlü gizli kayıt yöntemini otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez. Özel hayat, haberleşme, kişisel veri ve ceza hukuku kuralları; kaydın nerede, kimler arasında, hangi zorunluluk altında ve ne ölçüde alındığına göre sonuç doğurabilir. Hukuka aykırı elde edilen delillerin hukuk yargılamasında kullanılması da sorunludur.

Bu nedenle özellikle planlı gizli ses veya görüntü kaydı alınmadan önce olayın özelliğine göre hukuki değerlendirme yapılması gerekir. Mevcut kurumsal kamera görüntüsünün korunmasını istemek, tarihli yazılı başvuru yapmak veya mesajların orijinal nüshalarını saklamak çoğu durumda yeni ve riskli bir kayıt üretmekten farklıdır.

İşverene bildirim yapılması ne sağlar?

Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi, işverene işçinin kişiliğini koruma, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun düzeni sağlama ve psikolojik ya da cinsel tacizi önleme yükümlülüğü yükler. Bu nedenle çalışanın insan kaynaklarına, yönetime, etik birimine veya uygun kurumsal kanala tarihli başvurusu iki açıdan önemlidir: olayların gerçekleştiği dönemde ileri sürüldüğünü gösterir ve işverenin haberdar olduktan sonra ne yaptığına ilişkin bir kayıt oluşturur.

Başvurunun yalnız “mobbing görüyorum” demesi yerine somut olayları, yaklaşık tarihleri, ilgili kişileri ve talep edilen koruyucu önlemi açıklaması araştırmayı kolaylaştırır. İşverenin soruşturma açması, tarafları dinlemesi, misillemeyi önlemesi ve gizliliğe özen göstermesi beklenir. Şikâyetin sonuçsuz kalması tek başına mobbingin kanıtı değildir; fakat bildirime rağmen devam eden davranışlar ve alınmayan önlemler işverenin sorumluluğu bakımından önem taşıyabilir.

Mobbing ispatlandığında hangi hukuki sonuçlar gündeme gelebilir?

Somut olayın niteliğine göre kişilik haklarına saldırının önlenmesi veya durdurulması, maddi ve manevi tazminat, ayrımcılık tazminatı, işçilik alacakları ya da haklı nedenle feshe bağlı sonuçlar tartışılabilir. Kamu görevlileri bakımından idari başvuru ve tam yargı yolları farklılaşır. Tacizi oluşturan belirli fiiller ayrıca hakaret, tehdit, cinsel taciz veya başka bir suçun unsurlarını taşıyorsa ceza soruşturması gündeme gelebilir; ancak “mobbing” adıyla tek ve bağımsız bir suç tipi bulunmadığından her fiil kendi unsurlarıyla incelenir.

Bu yolların koşulları ve süreleri aynı değildir. Örneğin işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılığa dayanan derhal fesih hakkı yönünden İş Kanunu m. 26’daki altı iş günlük hak düşürücü süre ve her hâlde bir yıllık üst süre, davranışın öğrenilme ve devam etme niteliğine göre ayrıca değerlendirilir. Delil toplama süreci yürütülürken başvuru sürelerinin kaçırılmaması gerekir.

Sonuç

Mobbing ispatı, tek bir ağır olay aramak yerine süreklilik gösteren davranışların tarih, kişi, amaç veya etki ve işverenin tepkisiyle birlikte gösterilmesine dayanır. Yazışmalar, işyeri kayıtları, tanıklar, başvurular ve sağlık belgeleri birbirini tamamladığında güçlü bir tablo oluşabilir. Her olumsuz işyeri deneyimi mobbing değildir; fakat sistematik dışlama veya yıldırmayı sıradan bir yönetim işlemi olarak görmek de doğru değildir. Sağlam dosya, iki ihtimali de sınayabilen tutarlı bir kronoloji ve hukuka uygun deliller üzerine kurulur.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. Türk Borçlar Kanunu m. 417 — Kaynağı aç
  2. 4857 sayılı İş Kanunu m. 5, 24 ve 26 — Kaynağı aç
  3. 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı duyurusu — Kaynağı aç
  4. Anayasa Mahkemesi, Hacer Kahraman başvurusu — Kaynağı aç
  5. Anayasa Mahkemesi: Psikolojik taciz iddiasının etkili incelenmesi — Kaynağı aç