Bir çalışanın müşteri, hasta yakını, tedarikçi, başka şirket çalışanı veya işyeriyle ilgisi olmayan bir kişi tarafından saldırıya uğraması, 5510 sayılı Kanun’daki koşullar mevcutsa iş kazası sayılabilir. Saldırganın işveren ya da çalışma arkadaşı olmaması bu niteliği tek başına engellemez. Özellikle sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve onu bedenen veya ruhen engelli hâle getiren saldırılar sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası kapsamına girebilir.

Çalışan figürü, iş sözleşmesi ve delil dosyası

Bununla birlikte “iş kazasıdır” tespiti, işverenin bütün zararlardan otomatik olarak sorumlu olduğu anlamına gelmez. Sosyal güvenlik bakımından iş kazasının varlığı ile işverenin tazminat sorumluluğu iki ayrı incelemedir. İlkinde olayın 5510 sayılı Kanun’da sayılan hâllerden birinde gerçekleşip gerçekleşmediği; ikincisinde işverenin güvenlik ve gözetme yükümlülüğünü ihlal edip etmediği, kusur ve illiyet bağı araştırılır.

İşyerinde gerçekleşen saldırı

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi, 4/a kapsamındaki sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve onu hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olayı iş kazası olarak tanımlar. Bu bentte işçinin o anda üretim yapması veya saldırının doğrudan iş görevi nedeniyle çıkması şartı aranmaz; işyerinde bulunma ve olayla zarar arasındaki bağ önemlidir.

Bu nedenle kişisel husumet nedeniyle işyerine gelen üçüncü kişinin saldırısı da sosyal güvenlik yönünden iş kazası olabilir. Ancak olayın gerçekten işyeri sınırında ve çalışma ilişkisi kapsamında bulunulan zamanda gerçekleştiği, saldırı ile yaralanma veya ruhsal zarar arasında bağ bulunduğu gösterilmelidir. Bedensel veya ruhsal bir zarar doğurmayan salt sözlü tartışma ise 5510 sayılı Kanun’daki sonuç için yeterli olmayabilir.

İşyeri dışında saldırı

Saldırı işyeri dışında gerçekleşmişse olayın iş kazası sayılması diğer bentlere bağlıdır. İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle dışarıda bulunan çalışan, görevle başka yere gönderilen sigortalı veya işverence sağlanan taşıtla işe gidiş geliş sırasında saldırıya uğrayan kişi bakımından Kanun’daki özel hâller incelenir.

Çalışanın mesai bittikten sonra tamamen kişisel işi için bulunduğu yerde eski bir müşteriyle karşılaşması ile işveren adına tahsilat veya teslimat yaparken saldırıya uğraması aynı değildir. Görevlendirme belgeleri, rota, çalışma kayıtları ve olayın iş ile bağlantısı belirleyici olur. Uzaktan çalışanlarda da evin her bölümü işyeri, günün her saati çalışma süresi sayılmaz; olayın çalışma faaliyetiyle ilişkisi ayrıca kurulmalıdır.

İşverenin sorumluluğu ne zaman doğar?

Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi işvereni işçinin kişiliğini korumak, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen sağlamak ve iş sağlığı ile güvenliği için gerekli önlemleri almakla yükümlü tutar. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da işverene mesleki riskleri önleme, organizasyon kurma, eğitim ve tedbirleri değişen şartlara uygun hâle getirme borcu yükler.

Üçüncü kişi şiddeti öngörülebilir bir riskse alınması gereken önlemler daha kapsamlı olabilir. Gece tek çalışan bırakılan akaryakıt istasyonu, sık şiddet olayı yaşanan acil servis, nakit taşıyan personel veya tehdit aldığı bilinen çalışan bakımından risk değerlendirmesi; giriş kontrolü, yeterli personel, alarm, aydınlatma ve acil durum prosedürleri önem kazanır.

Her ani ve önlenemez saldırı işveren kusuru değildir. İşverenin makul önlemleri aldığı, olayın öngörülemez ve kaçınılmaz olduğu durumda tazminat sorumluluğu farklı değerlendirilebilir. Buna karşılık daha önceki tehditlere rağmen hiçbir önlem alınmaması, bozuk güvenlik sisteminin onarılmaması veya çalışanların açık risk altında görevlendirilmesi sorumluluk doğurabilir.

Saldırganın sorumluluğu ortadan kalkar mı?

Olayın iş kazası sayılması saldırganın ceza ve tazminat sorumluluğunu kaldırmaz. Saldırgan, fiilin özelliklerine göre kasten yaralama, tehdit, hakaret, cinsel saldırı veya başka suçlardan sorumlu olabilir. Zarar gören de Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine dayanarak saldırgandan maddi ve manevi tazminat isteyebilir.

İşveren ile saldırganın aynı zarardan farklı hukuki sebeplerle sorumlu olması hâlinde müteselsil sorumluluk ve iç ilişkide rücu sorunları doğabilir. Kimin ne ölçüde sorumlu olduğu; işverenin önlem eksikliği, saldırganın kastı ve çalışanın olaya katkısı dâhil bütün koşullarla değerlendirilir. Zarar görene SGK tarafından yapılan ödemelerin hangi zarar kaleminden indirilebileceği de TBK m. 55 ve sosyal güvenlik mevzuatına göre ayrıca belirlenir.

SGK bildirimi ve kolluk süreci

4/a kapsamındaki işçinin iş kazası, işveren tarafından kolluğa derhâl ve Sosyal Güvenlik Kurumuna kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilmelidir. Saldırı için adli işlem yapılması SGK bildirimini ikame etmez; SGK bildirimi yapılması da ceza şikâyeti yerine geçmez.

İş kazası bildiriminde olayın saldırı olduğu, yer ve saat, saldırganın biliniyorsa kimliği, tanıklar ve ilk sağlık başvurusu doğru yazılmalıdır. “İşyeri kavgası” gibi belirsiz bir kayıt, olayın üçüncü kişi saldırısı ve güvenlik koşulları yönünden incelenmesini zorlaştırır. İşveren bildirim yapmazsa sigortalı veya hak sahipleri Kuruma başvurabilir; Kurum olayın niteliğini araştırabilir.

Hangi kayıtlar önemlidir?

Üçüncü kişi saldırısında hem olayın iş kazası niteliği hem işverenin önlemleri için şu deliller yararlı olabilir:

  • Kolluk tutanağı ve ceza soruşturması belgeleri
  • Olay günü alınan sağlık raporları ve sonraki tedavi kayıtları
  • İşyeri kamera görüntüsü, giriş-çıkış ve alarm kayıtları
  • Vardiya çizelgesi, görevlendirme ve konum bilgileri
  • Önceki tehdit veya olaylara ilişkin işverene yapılan bildirimler
  • Risk değerlendirmesi, güvenlik planı ve çalışan eğitim kayıtları
  • Olayı doğrudan gören çalışan ve müşterilerin anlatımları

Ceza mahkemesinin saldırgan hakkında vereceği karar önemli bir delildir; fakat işverenin iş sağlığı ve güvenliği sorumluluğunu tek başına belirlemez. İşveren ceza davasının sanığı olmasa bile hukuk ve SGK rücu yargılamasında kendi önlemleri yönünden incelenebilir.

Çalışanın talep edebileceği başlıca giderimler

Koşulları varsa SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve diğer iş kazası sigortası yardımları sağlanabilir. Bu ödemeler işverenden veya saldırgandan istenebilecek bütün zararı her zaman karşılamaz. Tedavi dışı giderler, kazanç kaybı, çalışma gücü ve ekonomik gelecek kaybı ile manevi zarar için sorumlulara karşı tazminat gündeme gelebilir.

İşçinin olaydan sonra çalışamayacak hâle gelmesi, iş sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Rapor, ücret, fesih ve işe dönüş sorunları ayrıca iş mevzuatına göre ele alınır. Ağır ve yakın tehlikenin sürmesi durumunda çalışmaktan kaçınma hakkı veya iş sözleşmesinin feshi gibi seçeneklerin şartları olay özelinde değerlendirilmelidir.

Sonuç

Üçüncü kişinin saldırısı, saldırgan işyeri personeli olmasa bile 5510 sayılı Kanun’daki yer ve iş bağlantısı koşulları varsa iş kazası sayılabilir. Fakat bu tespit, işveren kusuru ve tazminat sorumluluğunun otomatik kabulü değildir. Sosyal güvenlik yardımları, saldırganın haksız fiil sorumluluğu ve işverenin güvenlik önlemleri ayrı ayrı incelenir. Olayın hemen ve doğru biçimde kayda alınması, bu üç hattın da sağlıklı yürütülmesi için belirleyicidir.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. Sosyal Güvenlik Kurumu: İş kazasının kapsamı — Kaynağı aç
  2. 5510 sayılı Kanun m. 13 ve 21 — Kaynağı aç
  3. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 4 ve 10 — Kaynağı aç
  4. Türk Borçlar Kanunu m. 49, 55, 56 ve 417 — Kaynağı aç