Belirsiz alacak davası ile kısmi dava, başlangıçta gösterilen talep tutarı bakımından benzer görünebilse de aynı dava türü değildir. Belirsiz alacak davasında alacağın tamamı dava edilir; ancak miktar dava açılırken objektif olarak tam ve kesin belirlenemediği için asgari veya geçici bir tutar gösterilir. Kısmi davada ise bölünebilir bir alacağın yalnız bir bölümü bilinçli olarak dava edilir.

Dava dosyası, mahkeme sütunları ve kanun yolu oku

19 Temmuz 2026 için önemli güncellik notu: 7589 sayılı Kanun 16 Temmuz 2026’da TBMM’de kabul edilmiş, ancak TBMM kanun sayfasında bu yazının kontrol tarihi itibarıyla Resmî Gazete yayım tarihi ve yürürlük bilgisi yer almamaktadır. Kabul edilen metin, belirsiz alacak davasını kaldırıp kısmi davayı yeniden düzenlemektedir. Aşağıdaki açıklamalar, 19 Temmuz 2026’da hâlen yürürlükte görünen HMK m. 107 ve 109’a göredir. Resmî Gazete’de yayım sonrasında yeni düzenleme ve geçiş hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir.

Belirsiz alacak davası nedir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 107. maddesine göre alacaklı, dava tarihinde alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin belirlemesi kendisinden beklenemiyorsa ya da bu belirleme imkânsızsa, hukuki ilişkiyi ve asgari bir tutarı göstererek belirsiz alacak davası açabilir.

Buradaki belirsizlik, davacının hesabı bilmemesinden ibaret değildir. Gerekli bilgi karşı tarafın kayıtlarındaysa, zarar ancak bilirkişi incelemesiyle somutlaşacaksa veya hesaplamanın girdileri yargılama sırasında ortaya çıkacaksa objektif belirsizlik bulunabilir. Buna karşılık elinde sözleşme, hesap dökümü ve bütün veriler olan kişinin basit bir hesap yapmaması alacağı belirsiz hâle getirmez.

Davacı, hukuki ilişkiyi açıkça anlatmalı ve geçici de olsa gerçekçi bir asgari talep göstermelidir. “Şimdilik 1 TL” gibi sembolik bir tutar, uyuşmazlığın yapısına ve dürüstlük kuralına göre sorun yaratabilir.

Belirsiz alacak ne zaman artırılır?

Yargılama sırasında karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı tam ve kesin belirlenebilir hâle geldiğinde hâkim, davacıya talebini kesinleştirmesi için iki haftalık kesin süre verir. Davacı bu süre içinde iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan talebini artırabilir. Artırım yapılmazsa dava, başta gösterilen miktar üzerinden görülür ve karara bağlanır.

Alacağın ne zaman belirlenebilir hâle geldiği her zaman ilk bilirkişi raporunun sunulduğu gün değildir. Rapora itirazlar, ek rapor ihtiyacı veya hesap girdilerindeki uyuşmazlık devam ediyorsa kesinleşme anı ayrıca değerlendirilir. Mahkemenin verdiği süre ve ihtarın açık olması gerekir.

Kısmi dava nedir?

HMK m. 109’a göre talep konusu niteliği itibarıyla bölünebiliyorsa yalnız bir kısmı dava edilebilir. Para alacakları çoğunlukla bölünebilir niteliktedir. Örneğin 300.000 TL tutarındaki belirli bir alacağın 50.000 TL’lik bölümü kısmi davaya konu edilebilir.

Kısmi dava açılması, kalan alacaktan vazgeçildiği anlamına gelmez. Bunun için davacının kalan bölümden açıkça feragat etmiş olması gerekir. “Fazlaya ilişkin haklar saklıdır” ibaresi uygulamada açıklık sağlasa da kalan hakkın korunması yalnız bu kalıp cümlenin yazılmasına bağlı değildir.

Kalan kısım, şartlarına göre ıslah, karşı tarafın açık muvafakati veya ayrı bir dava yoluyla istenebilir. Hangi yolun kullanılacağı; tahkikatın aşamasına, zamanaşımına, harca ve usul ekonomisine göre değişir.

İki dava türünün temel farkları

KonuBelirsiz alacak davasıKısmi dava
Başlangıçtaki durumTam tutar objektif olarak belirlenemiyorBölünebilir alacağın yalnız bir kısmı isteniyor
Açılış şartıHMK m. 107’deki belirsizlik şartı aranırAlacağın bölünebilir olması yeterlidir
ArtırımBelirlenebilir hâle gelince iki haftalık kesin sürede talep kesinleştirilirKalan kısım mevcut usul yollarıyla talep edilir
İlk talebin niteliğiAsgari miktar veya değerToplam alacağın dava edilen bölümü
Kalan kısımdan vazgeçmeSöz konusu değildir; alacak henüz kesinleştirilmektedirAçık feragat yoksa kalan kısımdan vazgeçilmiş sayılmaz
Yanlış tür seçiminin riskiBelirsizlik yoksa hukuki yarar ve usul sonucu tartışması doğabilirKalan bölüm için zamanaşımı ve ek harç riski doğabilir

Alacağın belirli olması kısmi davaya engel midir?

Hayır. HMK m. 109’un başlangıçta “miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli alacak için kısmi dava açılamayacağını” söyleyen ikinci fıkrası 2015’te yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle alacağın belirli olması, 19 Temmuz 2026 itibarıyla kısmi dava açılmasına tek başına engel değildir.

Ancak dava hakkı dürüstlük kuralına uygun kullanılmalıdır. Çok küçük parçalar hâlinde art arda dava açılması; yargılama gideri, hukuki yarar ve usul ekonomisi bakımından sorun yaratabilir. Kısmi dava stratejisi yalnız başlangıç harcını azaltma düşüncesiyle seçilmemelidir.

Zamanaşımı ve faiz bakımından fark neden önemlidir?

Kısmi davada dava açılması, kural olarak yalnız dava edilen bölüm yönünden zamanaşımını keser. Kalan bölüm için zamanaşımı işlemeye devam edebilir. Daha sonra yapılacak ıslahın veya ek davanın tarihi bu nedenle kritik olabilir.

Belirsiz alacak davasının önemli işlevlerinden biri, usulüne uygun açıldığında alacağın tamamı bakımından koruma sağlamasıdır. Bununla birlikte faizin hangi tutar için hangi tarihten başlayacağı, yalnız dava türünün adına bakılarak belirlenmez. Borçlunun daha önce temerrüde düşürülüp düşürülmediği, alacağın niteliği, özel kanun ve talep sonucu birlikte incelenir.

Bu nedenle “belirsiz alacakta bütün alacağa dava tarihinden faiz yürür” veya “kısmi davada kalan kısım her durumda zamanaşımına uğrar” şeklindeki genellemeler güvenli değildir.

Hangi uyuşmazlıkta hangi dava seçilebilir?

Bedensel zarar nedeniyle gelecekteki kazanç kaybı, destekten yoksun kalma tazminatı veya miktarı karşı tarafın kayıtları ve teknik hesapla ortaya çıkacak bazı işçilik alacaklarında belirsiz alacak şartları oluşabilir. Yine de her tazminat veya işçilik alacağı kendiliğinden belirsiz değildir. Çalışma süresi, ücret ve hesap yöntemi tartışmasızsa bazı kalemler baştan hesaplanabilir.

Fatura veya sözleşmede tutarı açık olan, ödeme tarihleri ve mahsupları bilinen bir para alacağında ise belirsiz alacak davası yerine tam veya kısmi dava gündeme gelir. Manevi tazminatın hâkimce takdir edilecek olması da tek başına HMK m. 107 anlamında belirsiz alacak davasını zorunlu kılmaz.

7589 sayılı Kanun neyi değiştirecek?

TBMM’de kabul edilen 7589 sayılı Kanun, HMK m. 107’yi yürürlükten kaldırmakta ve kısmi dava sisteminde önemli değişiklik öngörmektedir. Kabul edilen modele göre alacağın yalnız bir kısmı dava edildiğinde talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilecek; artırılan bölüm bakımından zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması öngörülmektedir.

Fakat Mecliste kabul edilme ile yürürlüğe girme aynı şey değildir. Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanması, yürürlük maddesi ve derdest davalara ilişkin geçiş kuralı görülmeden yeni sistem uygulanamaz. Özellikle 16 Temmuz 2026’dan önce veya yayım tarihinden önce açılmış belirsiz alacak davalarının durumu, nihai yayımlanan metne göre değerlendirilmelidir.

Dava açmadan önce cevaplanması gereken sorular

Alacağın tam tutarını belirlemek için gerekli verilerin kimde olduğu, hesabın neden yapılamadığı, talebin bölünebilirliği, zamanaşımının ne zaman dolacağı ve artırım için kullanılabilecek usul yolu birlikte incelenmelidir. Dava türünün başlıkta yanlış yazılması her zaman tek başına sonucu belirlemese de dilekçedeki vakıalar ve talep sonucu çelişkiliyse ciddi hak kaybı doğabilir.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (özellikle m. 107, 109, 141 ve 176-182) — Kaynağı aç
  2. 7251 sayılı Kanunun kabul edilen metni: HMK m. 107’deki 2020 değişikliği — Kaynağı aç
  3. 7589 sayılı Kanun: TBMM kanun bilgileri ve kabul edilen metin — Kaynağı aç
  4. Adalet Bakanlığı: 12. Yargı Paketinin TBMM Genel Kurulunda kabulüne ilişkin duyuru — Kaynağı aç