Mahkemenin bilirkişi ücretini yatırmak için verdiği kesin sürenin geçirilmesi, paranın duruşmadan önce yatırılmasıyla kendiliğinden düzelmez. Geçerli bir kesin süre kararı usulüne uygun biçimde tebliğ edilmişse ve avans süresinde tamamlanmamışsa, ilgili taraf kural olarak bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılır.

Dava dosyası, mahkeme sütunları ve kanun yolu oku

Bu sonuç her dosyada davanın doğrudan reddedileceği anlamına gelmez. Önce verilen sürenin gerçekten geçerli olup olmadığı, bilirkişi incelemesini kimin talep ettiği, diğer tarafın avansı yatırıp yatırmadığı ve incelemenin mahkemece kendiliğinden yapılması gerekip gerekmediği belirlenir.

Bilirkişi ücreti hangi tür giderdir?

Bilirkişi ücreti, çoğunlukla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 324. maddesindeki delil avansı niteliğindedir. Taraflardan her biri, ikamesini istediği delil için mahkemenin belirlediği avansı yatırmak zorundadır. Bu avans, dava açılırken alınan genel gider avansından ve yargılama sonunda hükmedilen harçtan farklıdır.

Mahkeme dosyanın teknik veya özel bilgi gerektirdiğine karar verdiğinde bilirkişi incelemesi yaptırabilir. İncelemenin bir tarafın ispat yükündeki olgular için istenmesi ile kamu düzeni gereği veya mahkemenin kendiliğinden araştıracağı bir konuda gerekli olması, avans yatırılmamasının sonucunu değiştirebilir.

Geçerli bir kesin süre kararı nasıl olmalıdır?

Kesin süre, taraf için ağır bir usulî sonuç doğurduğundan açık ve uygulanabilir olmalıdır. Ara kararda en az şu hususların tereddütsüz anlaşılması gerekir:

  • Yatırılacak toplam tutar,
  • Ödemenin nereye ve hangi dosya için yapılacağı,
  • Sürenin ne kadar olduğu ve ne zaman başladığı,
  • Süresinde yatırılmazsa hangi delilden vazgeçilmiş sayılacağı,
  • Eksik ödeme varsa tamamlanması gereken miktar.

Kararın ilgili tarafa usulüne uygun şekilde bildirilmesi de gerekir. Örneğin tutarın sonradan belirleneceği, ödeme yerinin anlaşılmadığı veya yaptırımın açıklanmadığı bir ara kararın ağır sonuç doğurması tartışmalı olabilir. Mahkeme bilirkişi ücretini sonradan öngörülemeyecek biçimde artırmışsa, eksik kısmın tamamlanması için de anlaşılır bir bildirim yapmalıdır.

Süre geçtikten sonra ödeme yapmak hakkı canlandırır mı?

Kural olarak hayır. Hâkimin kesin olduğunu belirttiği süre geçtikten sonra yatırılan ücret, sırf duruşma gününden önce ödendiği için bilirkişi delilini yeniden kullanılabilir hâle getirmez. Kesin sürenin amacı, yargılamanın öngörülebilir biçimde ilerlemesini sağlamaktır; tarafın sonradan tek taraflı ödeme yapması süre sonucunu ortadan kaldırmaz.

Fakat mahkeme ilk süreyi kesin olarak vermemişse HMK m. 94’teki sistem ayrıca incelenir. Kesin olmayan süreyi kaçıran taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve bir daha verilemez. Karar metninde yalnız “iki hafta süre verilmesine” denilmiş olması ile “iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi hâlde bilirkişi delilinden vazgeçilmiş sayılmasına” denilmesi aynı değildir.

Sürenin son günü resmî tatile rastlıyorsa süre, tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda biter. UYAP veya ödeme altyapısındaki kesinti iddia ediliyorsa kesintinin kapsamı ve ödeme girişiminin zamanı güvenilir kayıtlarla gösterilmelidir.

Bilirkişi delilinden vazgeçilmiş sayılmanın sonucu nedir?

Bilirkişi incelemesi, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasını kanıtlaması için gerekli tek delilse, bu delilden vazgeçilmiş sayılması davanın esas sonucunu etkileyebilir. Örneğin teknik ayıp, hesap veya kusur konusunda başka yeterli delil yoksa taraf iddiasını ispatlayamamış kabul edilebilir.

Yine de “avans yatırılmadı” gerekçesiyle her davanın usulden reddi doğru değildir. Mahkeme, dosyadaki diğer delilleri değerlendirmeli ve ispat yüküne göre esas hakkında karar vermelidir. Bilirkişi delili yalnız bir talep kalemiyle ilgiliyse sonuç da o bölümle sınırlı kalabilir.

Diğer taraf bilirkişi ücretini yatırabilir mi?

HMK m. 324’e göre taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer taraf bu avansı yatırabilir. Diğer tarafın da ödeme yapmaması hâlinde talep eden taraf o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Bu nedenle mahkeme ara kararında hangi tarafın avansı yatıracağını ve diğer tarafın ödeme imkânını usule uygun biçimde yönetmelidir.

Avansı diğer tarafın yatırması, giderin nihai olarak onun üzerinde kalacağı anlamına gelmez. Yargılama sonunda harç ve giderler, davadaki haklılık oranı ile özel kurallara göre taraflara yükletilir.

Mahkemenin kendiliğinden yaptıracağı incelemede durum farklıdır

Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemediği dava ve işler ile mahkemenin kendiliğinden araştırma ilkesini uyguladığı konularda, delil için gereken gider HMK m. 325 uyarınca taraflardan birinden veya belirlenen oranda her ikisinden istenebilir. Taraflar ödemezse giderin daha sonra haksız çıkandan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanması mümkündür.

Bu düzenleme, tarafın ispat yükünde olan her bilirkişi incelemesini kamu giderine dönüştürmez. İncelemenin gerçekten resen yapılması gereken bir meseleye ilişkin olup olmadığı saptanmalıdır. Hâkimin bilirkişi incelemesine karar vermiş olması tek başına “resen araştırma” anlamına gelmez.

Adli yardım kararı varsa ücret nasıl karşılanır?

Adli yardımdan yararlanan kişi, kararın kapsamına göre yargılama giderlerini geçici olarak ödemekten muaf tutulabilir. Bu durumda bilirkişi gideri Devlet tarafından avans olarak karşılanabilir. Ancak yalnız ekonomik güçlük yaşandığını söylemek, mevcut kesin süreyi kendiliğinden durdurmaz. Adli yardım talebi ve destekleyici belgeler mümkün olan en erken aşamada mahkemeye sunulmalıdır.

Süre kaçırıldığında hangi yollar değerlendirilebilir?

Öncelikle ara kararın tutar, süre, tebliğ ve yaptırım yönünden geçerli olup olmadığı incelenmelidir. Elde olmayan ağır bir engel varsa HMK’daki eski hâle getirme şartları gündeme gelebilir; bu yolun iki haftalık özel süresi ve kaçırılan işlemi aynı anda yapma zorunluluğu vardır.

Ara kararlar kural olarak tek başına istinaf edilmez. Delilden vazgeçilmiş sayılma kararının hükme etkisi, esas hakkındaki nihai karara karşı kanun yolunda ileri sürülebilir. Ancak “ücreti sonradan yatırdım” savunması tek başına yeterli olmaz; kesin sürenin neden hukuka aykırı olduğu veya neden geçerli biçimde işlemeye başlamadığı somutlaştırılmalıdır.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (özellikle m. 90-94, 120, 266, 324, 325 ve 334-340) — Kaynağı aç
  2. Anayasa Mahkemesi: delil avansı, kesin süre ve mahkemeye erişim hakkına ilişkin karar — Kaynağı aç
  3. Anayasa Mahkemesi: bilirkişi avansı için verilen sürenin ve tebligatın değerlendirilmesi — Kaynağı aç