Miras sözleşmesi, kişinin ölümünden sonra malvarlığının nasıl paylaşılacağını karşılıklı ve bağlayıcı bir anlaşmayla düzenlemesine imkân verir. Vasiyetnameden en önemli farkı, mirasbırakanın sözleşmeden kural olarak tek taraflı ve serbestçe dönememesidir. Bu güçlü bağlayıcılık nedeniyle ehliyet ve şekil şartları sıkıdır; yalnız noterde imza onayı yaptırmak yeterli değildir.

Miras belgesi, aile ağacı ve pay dilimleri

Miras sözleşmesiyle neler düzenlenebilir?

Olumlu miras sözleşmesinde mirasbırakan, karşı tarafı veya üçüncü bir kişiyi mirasçı atayabilir ya da ona belirli bir mal bırakabilir. Örneğin bir taşınmazın, işletmenin veya belirli miktar paranın ölümden sonra belirli kişiye geçmesi kararlaştırılabilir.

Mirastan feragat sözleşmesinde ise muhtemel mirasçı, ileride doğacak mirasçılık hakkından karşılıklı veya karşılıksız vazgeçer. Feragat bir karşılık sağlanarak yapılmışsa, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu bakımından da sonuç doğurur. Bu nedenle feragatin yalnız taraflar değil, sonraki kuşakların miras payı üzerindeki etkisi de açıkça düşünülmelidir.

Miras sözleşmesi, mevcut bir malın hayattayken devriyle aynı şey değildir. Mirasbırakan sözleşmeye rağmen malvarlığı üzerinde yaşamı boyunca tasarruf edebilir. Ancak miras sözleşmesiyle bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflar veya bağışlamalar, hak sahibinin sözleşmeden doğan kazanımını zedeliyorsa ölümden sonra dava konusu olabilir.

Kimler miras sözleşmesi yapabilir?

Miras sözleşmesi yapacak kişinin ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmaması gerekir. Vasiyetname için ayırt etme gücü ve on beş yaşın doldurulması yeterliyken miras sözleşmesinde tam fiil ehliyeti aranması önemli bir farktır.

Ölüme bağlı tasarrufta bulunan kişi iradesini bizzat açıklamalıdır; bu işlem vekil aracılığıyla yapılamaz. Sözleşmenin karşı tarafında bulunan ve kendi malvarlığı yönünden borç üstlenen kişinin de genel ehliyet kurallarına uygun hareket etmesi gerekir.

Ehliyet, sadece nüfus yaşına bakılarak çözülen bir sorun değildir. İşlem tarihinde kişinin karar verme yeteneğini etkileyen hastalık, ilaç, demans veya baskı iddiası varsa sağlık kayıtları ve diğer deliller incelenebilir. Noter işlemi yapılmış olması, ehliyetsizlik iddiasını mutlak biçimde ortadan kaldırmaz.

Resmî vasiyetname şekli nasıl uygulanır?

Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesine göre miras sözleşmesi, resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Taraflar arzularını resmî memura aynı zamanda bildirir ve düzenlenen sözleşmeyi memur ile iki tanık önünde imzalar.

Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş başka bir görevli olabilir. Uygulamada işlemler çoğunlukla noterde yapılır. Fakat “noter şartı” ifadesi tek başına eksiktir: İki tanığın katıldığı resmî vasiyetname merasimi ve eş zamanlı irade açıklaması da tamamlanmalıdır.

Tanıkların fiil ehliyetine sahip olması, kamu hizmetinden yasaklı olmaması, okuryazar olması ve kanunda sayılan yakınlık veya menfaat engellerini taşımaması gerekir. Tasarrufa katılan memur, tanıklar ile bunların yakınlarına işlemde kazandırma yapılamaz. Şekil eksikliği, sözleşmenin iptaline yol açabilecek ciddi bir sorundur.

Noterde işlem öncesi hangi belgeler hazırlanır?

Kimlikler ve güncel nüfus bilgileri yanında, düzenlenecek malvarlığına ilişkin tapu, şirket veya banka kayıtları hazırlanmalıdır. Sözleşme bir taşınmazı konu alıyorsa ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri tereddüde yer vermeyecek şekilde yazılmalıdır. “Bütün mallarım” gibi genel kazandırmalar mümkün olsa da saklı pay ve borçların etkisi ayrıca hesaplanmalıdır.

Tarafların amacı açıkça belirlenmelidir: mirasçı atama mı, belirli mal bırakma mı, ivazlı feragat mi, bakım veya başka bir karşı edim mi? Karşı edim hayattayken yerine getirilecekse zamanı, ispatı ve yerine getirilmemesinin sonucu sözleşmede gösterilmelidir.

Sözleşme metni hazır olsa bile noter, kanuni merasimi yürütür ve kimlik ile ehliyet değerlendirmesini yapar. İşlem günü sağlık raporu gerekip gerekmediği kişinin durumuna ve noterin değerlendirmesine göre değişebilir; ileri yaştaki her işlem için otomatik bir rapor şartı bulunduğu söylenemez.

Miras sözleşmesi nasıl sona erdirilir?

Taraflar, miras sözleşmesini yazılı anlaşmayla her zaman ortadan kaldırabilir. Bu karşılıklı kaldırma anlaşması için kanun, miras sözleşmesindeki ağır resmî şekli değil yazılı şekli öngörür. Yine de kimlik, kapsam ve irade tartışmasını önlemek için açık ve güvenli bir metin tercih edilmelidir.

Mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişi, sözleşmeden sonra mirasbırakana karşı mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan bir davranışta bulunursa mirasbırakan sözleşmeyi tek taraflı kaldırabilir. Bu kaldırma, kanunda vasiyetnameler için öngörülen şekillerden biriyle yapılır.

Miras sözleşmesi gereğince sağlığında yerine getirilmesi gereken edimler güvenceye bağlanmadığı veya yerine getirilmediği takdirde, borçlar hukukundaki kurallar çerçevesinde sözleşmeden dönme gündeme gelebilir. Karşı edimin önemsiz ölçüde gecikmesiyle esaslı ihlal aynı sonucu doğurmayabilir; ihtar, ek süre ve sözleşme metni incelenir.

Sözleşmede aksi yazmadıkça, mirasçı atanan veya belirli mal bırakılan kişi mirasbırakandan önce ölürse sözleşme kendiliğinden ortadan kalkar. Sağlararası bir edim alınmışsa bunun geri istenmesi de sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirilebilir.

Hangi sebeplerle iptal davası açılabilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesi; tasarruf ehliyeti bulunmaması, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama, hukuka ya da ahlaka aykırı içerik ve kanuni şekle uyulmamasını iptal sebepleri arasında sayar. İptal, sözleşmenin tamamı veya ayrılabilir belirli hükümleri için istenebilir.

İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde düşer. Her hâlde iyi niyetli davalılara karşı on, iyi niyetli olmayanlara karşı yirmi yıllık üst süre vardır. Geçersizlik, bir davada def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

Bu süreler, tenkis davası veya sözleşmeye aykırı sağlararası kazandırmanın iptali gibi başka taleplerin süreleriyle karıştırılmamalıdır. Dava türü, olayın hukuki niteliğine göre seçilir.

Saklı paylar tamamen ortadan kaldırılabilir mi?

Miras sözleşmesi de saklı pay kurallarına tabidir. Altsoyun, ana ve babanın ya da sağ kalan eşin kanunda öngörülen saklı payı ihlal edilmişse, hak sahibi tenkis talep edebilir. Mirastan feragat veya geçerli mirasçılıktan çıkarma bulunması hesabı değiştirebilir.

Saklı pay ihlali, sözleşmenin bütünüyle geçersiz olduğu anlamına gelmez; çoğu kez kazandırmanın kanuni sınıra indirilmesi söz konusudur. Tereke borçları, iadeye tabi kazandırmalar ve ölüm tarihindeki değerler hesaplanmadan yalnız tapu listesine bakarak sonuç çıkarılamaz.

Vasiyetname mi, miras sözleşmesi mi?

Mirasbırakan kararını gelecekte serbestçe değiştirmek istiyorsa vasiyetname daha esnek bir araçtır. Karşı tarafın bakım, ödeme veya aile işletmesini sürdürme gibi bir güvenceye ihtiyacı varsa miras sözleşmesi daha bağlayıcı olabilir. Bağlayıcılık aynı zamanda risk demektir; aile ilişkileri veya malvarlığı değiştiğinde tek taraflı dönüş her zaman mümkün değildir.

İşlemden önce saklı pay hesabı, vergi ve tapu sonuçları, sözleşmenin ölümden önceki tasarruflara etkisi ve fesih senaryoları birlikte planlanmalıdır. Hazır bir şablona yalnız isim ve taşınmaz eklemek, miras sözleşmesinin kişisel ve uzun vadeli niteliğine uygun değildir.

İçerik kapsamı: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar
  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (özellikle m. 503, 532-536 ve 545-559) — Kaynağı aç
  2. Türkiye Noterler Birliği – Noterlik işlemleri ve kurumsal bilgiler — Kaynağı aç
  3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — Kaynağı aç